Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1014 E. 2021/5447 K. 27.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1014
KARAR NO : 2021/5447
KARAR TARİHİ : 27.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; 3213 sayılı Yasa’nın o tarihte yürürlükte bulunan 12/son maddesi ile 5177 sayılı Yasa ile değiştirilen halinde de “Maden hakkı olmayan kişiler tarafından çıkarılan cevherlere geçici olarak el konularak bunlar hakkında 1.fıkra hükümleri uygulanır. Bu şekilde maden çıkarılması Devlet malına karşı işlenmiş fiil sayılır” Bu yasal düzenleme karşısında, maden hakkı olmayan kişi tarafından cevherin çıkarılması devlete karşı işlenmiş fiil sayılacağından çıkarılan cevherin bedelini isteme konusunda dava açma hakkının da hazinede bulunduğunun kabulü gerektiğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda, emsal bir dava dosyasında, davaya konu İR 4708 sayılı sahada aynı tarihte çıkartılan kalkerin birim fiyatının 0,9 olarak belirlenerek tazminata hükmedildiği ve Dairemizce de onandığı gerekçesiyle, 2003 yılı kalker birim fiyatı olan 0,9 üzerinden kaçak çıkarılan 149.820 ton kalkerin değerinin 134.838,00 TL olarak hesaplanacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nun 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez.
Şu halde; mahkemece davaya konu döneme ait birim fiyatlar usulünce temin edilerek konusunda uzman bilirkişi marifetiyle taraf delilleri değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna ve dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken, emsal dosyada 2003 yılı kalker birim fiyatının 0,9 olarak belirlendiği gerekçesiyle, madenciliğin özel ve teknik yöntemler içerdiği gözetilmeksizin kaçak çıkarılan 149.820 ton kalker bedeli re’sen hesaplanarak, tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 76. maddesinde ocak başı satış tutarının ne olduğu “ocak başı satış tutarı, ocaktan üretilen tüvenan cevherinin bedelidir” şeklinde ifade edilmiş olup, tüvenan cevheri ise ocaktan çıkarılan ve ancak üzerinde hiçbir cevher hazırlama işlemi yapılmamış olan ham madde halindeki cevhere verilen isimdir. Bu nedenle, davacı ancak madenin üzerinde hiçbir cevher hazırlama işlemi yapılmamış olan ham madde halindeki fiyatı üzerinden tazminat talep edebilir.
Davaya konu olayda; davacının zararı alınan malzemenin yerindeki değeridir. Diğer bir anlatımla, davacıya ait yerdeki malzeme üzerinde satışa hazırlanması amacıyla hiçbir işlem yapılmadan önceki, taşınmaz üzerinde bulunduğu biçimiyle verilen yerindeki değeridir. Şu halde; alınan malzemenin çıkarılmamış haldeki yani ocak başı bedelinin, çıkarılma masrafları düşülerek belirlenmesi ve bu bedelin hüküm altına alınması gerekirken açıklanan yönler gözetilmeyerek, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda ilk bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, temyiz olunan kararın (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraflar yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA. peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.