YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19850
KARAR NO : 2021/13957
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi, konut dokunulmazlığını bozma
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü
Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/06/2014 tarih, 2013/13-203 Esas ve 2014/308 Karar sayılı kararında; “Suç tarihinde ekonomik değeri yüksek olan bir aracı kimlik bilgilerini ve açık adresini bilmediği arkadaşı “Gövde …” lakaplı … isimli kişiden emanet aldığını söylemesi, aşamalarda aracı emanet aldığı bu kişinin ismini kısmen değiştirerek ifade etmesi, soruşturma ve kovuşturma makamlarının ısrarına rağmen aracı emanet aldığını iddia ettiği kişiye ait kimlik ve adres bilgileri vermekten kaçınması ve sabıkalı geçmişi de dikkate alındığında hırsızlık suçlamasıyla muhatap olan sanığın sadece hayali bir isim zikretmekle suçlamadan kurtulmayacağını bilecek yaşam ve adli tecrübeye sahip olması ve gerçekte var olan bir kişiden aracı emanet alması durumunda suçlamadan kurtulmaya yönelik olarak aracı emanet aldığını söylediği kişinin bulunması için daha etkin bir çaba göstermesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu değil, hırsızlık suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.” şeklindeki açıklamalar ışığında, suç tarihinde sanığın hurda alım satımı yapan kişi olduğu, motosikleti kendisine 2-3 güne bir dükanına hurda getiren sadece ad soyadını bildiği…’dan belgesiz ve plakasız satın aldığını beyan etmesi, sanığın, satın aldığı…’ın 2-3 güne bir dükkana geldiğini belirtmesine rağmen kolluk
kuvvetlerinin 29/11/2014 tarihinde sanığın dükkanına tekrar giderek…’ın gelip gelmediği sorulduğunda, gelmediğini beyan etmesi, satın aldığı kişinin bulunmasına yönelik hiçbir çabasının olmaması, sanığın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik soyut beyanlarına Ceza Genel Kurulu kararında da ifade edilen olayda, olduğu gibi itibar edilmesinin mümkün olmadığı hususu karşısında; Recep Aydın isimli şahsın, sanıktan sorulup kolluk marifetiyle araştırılıp, tespit edildiği taktirde savunmada bildirilen hususların teyidi amacıyla beyanlarının alınması, sonucuna göre suçun sübutu ve niteliği konusunda hüküm kurulması gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
2- Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 165. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
3-Hükümden sonra 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 5237 sayılı TCK’nın 165/1. maddesinde tanımı yapılan ve sanığın eylemine uyan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanun’un 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerden dolayı tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 13/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.