YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8985
KARAR NO : 2021/12528
KARAR TARİHİ : 21.09.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs
Dairemizin 02/03/2021 tarih ve 2020/5489 Esas – 2021/2922 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/05/2021 tarih 1-2020/103435 sayılı itiraznamesi ile;
Sanık … hakkında katılan …’i kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yapılan yargılama sonunda; Tokat 1. Ağır Ceza Mahkemesince TCK’nin 81, 35, 29. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına dair hükmün sanık müdafi ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin, 02/03/2021 gün ve 2020/5489 Esas – 2021/2922 Karar sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18/05/2021 tarihinde; Sanık …’in, katılan …’i bıçak darbeleri ile vücudunun beş yerinden yaralayarak, bunlardan göğse ve batına nafiz darbelerin diafragma, ince barsak ve karaciğer hasarına neden olup, her isinin de kişinin yaşamını tehlikeye sokacak nitelikte olması karşısında, öldürmeye teşebbüs suçundan TCK’nin 81. maddesi uyarınca belirlenen müebbet hapis yerine 9 yıldan 15
yıla kadar hapis cezası öngören TCK’nin 35/2. maddesi uyarınca zarar ve tehlikenin ağırlığına göre alt sınırdan uzaklaşılarak bir ceza verilmesi gerekmektedir. Ancak, alt sınırdan uzaklaşırken TCK’nin 87. maddesinin 1 ve 2. fıkrasındaki nitelikli yaralama hallerinin sayısı ve çokluğuna göre hakkaniyete uygun, makul bir ceza tayininde zorunluluk vardır. Somut olayda, TCK’nin 87/1. maddesinin 1-d fıkrasındaki “Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma” neden olunması söz konusu olup başkaca, “kemik kırığı”, “Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması”, “İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girme” “Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi”, “Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması”, “Yüzünün sürekli değişikliği” gibi diğer nitelikli haller mevcut değildir. Yargıtayın pek çok kararında da, daha vahim hallerin varlığı dikkate alınarak, sadece kişinin yaşamını tehlikeye sokmak suretiyle öldürmeye teşebbüs hallerinde alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini gerektiği şeklinde içtihatlar mevcuttur. Nitekim Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 10/03/2021 gün, 2020/1064 Esas – 2021/3779 Karar sayılı ilamında “Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanık …’in daha önce birlikte yaşadığı sonrasında ise ayrıldığı ve birleşme tekliğini reddeden …’ye olayın meydana geldiği parkta gördüğü ve hakaret ettiği, bu esnada olay yerinde bulunan mağdur Salih’in olaya müdahale etmek istediği, sanığın buna sinirlenerek bıçakla başta ve sol kulak arkasında kesi vasfında birer adet, göğüs solda göğüs boşluğuna girerek pnömotoraksa ve kot kırığına, batın boşluğuna girerek omentum lezyonuna neden olacak ve hayati tehlike geçirmesine neden olacak şekilde mağdurun dört bıçak darbesi ile yaralandığı olayda; Sanığın mağduru dört bıçak darbesi ile yaraladığı sabit olup, yaralardan ikisinin kesi vasfında olduğu, göğüs ve batına nafiz olan diğer iki yaranın hayati tehlikeye neden olduğu anlaşılmakla;
Teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören TCK’nin 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında; meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 14 yıl hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini”, gerekçesiyle sanığın mağdura yönelik dört darbeden ikisinin hayati tehlikeye neden olduğu olayda verilen 14 yıl hapis cezası fazla bulunarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında, sanık …’in, katılan …’e yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCK’nin 35. maddesinin uygulanması sırasında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte dikkate alınarak, alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza belirlenmesi gerekirken, indirim oranının asgari düzeyde tutularak, en üst sınırdan 15 yıl hapis cezası verilerek fazla ceza tayininde isabet bulunmadığından bahisle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.07.2012 gün ve 2012/280, 2012/928 sayılı kararı 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin
Etkinleştirilmesi amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında” yasanın 99. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesinde yapılan değişiklik ve 101. maddesiyle 5320 sayılı yasaya eklenen geçici 5. madde uyarınca itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 308. maddesinin 6352 sayılı yasanın 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görüldüğünden İTİRAZIN KABULÜNE;
2) Dairemizin 02/03/2021 tarih ve 2020/5489 Esas – 2021/2922 Karar sayılı onama ilamının sanık …’ın katılan …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçuna ilişkin kısmının KALDIRILMASINA,
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’in katılan …’e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin meşru savunma hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, TCK’nin 62. maddesinin uygulanması gerektiğine haksız tahrik indirim oranına suç vasfına katılanlar vekilinin haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,
Sanığın katılan …’i umblikusun üstünde batına nafiz, sağ 8. İnterkostal aralık seviyesinde toraksa nafiz, sol kolda humerus lateralinde ve aksillada kesici delici alet yarası ve ensede 3 adet kesik vasfında yara ile diafragma, ince bağırsak ve karaciğer laserasyonuna neden olacak şekilde yaraladığı olayda, 9-15 yıl arasında ceza öngören 5237 sayılı TCK’nin 35. maddesinin uygulanması sırasında meydana gelen zararın ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak, alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza yerine, 15 yıl hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA, 21/09/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.