Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/9934 E. 2021/9980 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/9934
KARAR NO : 2021/9980
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MUSTAFAKEMALPAŞA 1.ASLİYE HUKUK(TÜKETİCİ) MAHKEMESİ

Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının kabulüne dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine dair yeniden verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalının murisi … tarafından verilen vekaletname uyarınca takip ettiği dava dosyalarının bir kısmının neticelendiğini, bir kısmının ise halen devam ettiğini ancak …’in 16/09/2013 tarihinde vefat etmesi nedeniyle vekalet görevinin sona erdiğini, mirasçı olarak geriye davalı oğlu ile dava dışı oğlu …’in kaldıklarını, vekil edenin taraf olduğu ve halen devam etmekte olan dosyaları mirasçıları ile devam ettirmek istediği halde bunun mümkün olmadığını, başka avukatlara vekalet verildiğini, böylece dosyaları takip etme imkanının elinden alındığını, vekil edenin zamansız vefat ettiği için sarf ettiği emek ve mesaisine karşılık olarak akdi vekalet ücreti ve karşı yan vekalet ücretini alamadığını, söz konusu alacaklarının tahsili için başlatmış olduğu takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı; icra takibinin muhatabının …’e ait tereke olduğunu, takip başlatılmadan çok önce terekenin tespiti ve mümessil tayini için Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/278 Esas sayılı dosyası ile terekeye temsilci atanmasının istenildiğini, davanın halen derdest olduğunu, icra takibinin muhatabının terekeye temsilci atanacak kişi olduğunu, öte yandan murisin tek mirasçısı olmayıp kardeşi …’in de mirasçı olmasına rağmen ona karşı takip başlatılmadığını, davacının aynı vekalet ücreti alacağı için daha önce Bursa 3. İcra Müdürlüğünün 2014/2689 ve Bursa 18. İcra Müdürlüğünün 2012/251 sayılı icra dosyalarıyla takip de başlattığını, son takibin tahsilde tekerrür oluşturduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; vekil edenin ölümü nedeni ile vekalet ilişkisinin kendiliğinden sona erdiği, bu itibarla davacının davalı mirasçıdan muris adına takip ettiği işler nedeni ile ölüm tarihi itibari ile vekalet ücreti talep edebileceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; muris …’in iki mirasçısı olup icra takibinin sadece davalı mirasçıya karşı yapıldığı, tüm mirasçılar hakkında icra takibi yapılmadığından geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının murisi …’in avukatı olarak adına bir kısım işleri takip ettiğini ancak vekalet ücretinin ödenmediğini, davalı mirasçıdan tahsili için takip başlattığını ve takibe itiraz edilip ödeme yapılmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
4721 sayılı TMK’nın 641. maddesinde; “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.”, 6098 sayılı TBK’nın 163. maddesinde de; “Alacaklı borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. ” düzenlemeleri mevcuttur. Bu maddelerde düzenlenen müteselsil sorumluluk kuralları gereği alacaklının, borçlunun mirasçılarından biri veya tamamı aleyhine icra takibi yapabileceğinin ya da alacağın tahsilini talep edebileceğinin kabulü gerekir.
O halde bölge adliye mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK’nın 371’inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, 54,40 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK’nın 373’ün ü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmek üzere dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 13/10/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi