Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/4112 E. 2021/20533 K. 09.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4112
KARAR NO : 2021/20533
KARAR TARİHİ : 09.11.2021

İhbarname No : KYB – 2020/49154

Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02.08.2019 tarihli ve 2019/8363 soruşturma, 2019/4065 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Edirne 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/5074 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüpheli …’ın müşteki eşi ile arasındaki husumeti nedeniyle hastanede yatmakta olan, taburcu olması halinde ise hastalığındaki risk düzeyi artma ihtimali bulunan, hastaneye yattığı tarihten itibaren de klinik ve labaratuvar sonuçlarına göre tedavisinde ciddi bir iyileşme tespit edilen müşterek çocuğu, müştekinin bilgisi dışında tedavisi henüz sonlandırılmadan yatmakta olduğu Trakya Üniversitesi Hastanesinden Konya iline götürdüğünün anlaşılması karşısında, yatarak tedavisi uygun görülen müşterek çocuğun bulunduğu şehirdeki hastaneden alınarak yaklaşık 950 km mesafedeki başka bir şehre götürülmesi ve götürülen şehirde herhangi bir sağlık kuruluşuna yatırılmaması şeklindeki eylemin, çocuğun sağlık ve güvenliğini tehlikeye sokmaya elverişli bir eylem olduğu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 233/3. maddesinde tanımlanan aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçunu oluşturduğu, toplanan delillerin kamu davası açılması için yeterli olduğu ve müşterek çocuğun sağlığının ağır şekilde tehlikeye sokulup sokulmadığına yönelik takdir ve tayinin Mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21.05.2020 gün ve 1697 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2020 gün ve KYB/2020-49154 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki …’ın Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaatla; bir süredir ayrı yaşadığı eşi …’nın kendisine boşanma davası açtığını , müşterek çocukları Eylül Aslan’ın rahatsızlığı nedeniyle 25.04.2019 tarihinde Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde tedavi için yatırıldığını, 07.05.2019 tarihinde çocuğunu görmek üzere hastaneye gittiğinde eşi …’nın tedaviyi yarıda bırakarak Eylül ile birlikte hastaneden ayrıdığını öğrendiğini, daha sonra eşinin abisi …’nin kendisini telefonla arayarak Konya’ya geldiklerini ve çocuğun tedavisini burada devam ettireceklerini söylediğini, kendisinin e-nabız uygulamasından çocuğunun Konya İlinde tedavi gördüğü hastaneyi tespit ettiğini, eşi ile ara ara iletişim kurabildiğini, bu şekilde çocuğunu kendisinden habersiz alarak götüren eşi … ile abisi … ve babası …’den şikayetçi olduğunu belirterek şikayetçi olması üzerine; Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca “….. müştekinin aile nüfus kayıt tablosunda şüphelilerden eşi … isimli şahsın eşi olduğu, halen evli oldukları, müşteki ile şüphelinin aralarında devam eden boşanma davası bulunduğunun iddia edildiği, diğer taraftan Türk Medeni Kanunu 336. maddesine göre ayrılık ve boşanma hallerinde çocuğun velayetinin anne babadan hangisine verileceğinin Hakim tarafından tayin edileceğinin belirtildiği, müşteki tarafça bu konuya ilişkin bir mahkeme kararı sunulmadığı dolayısıyla anne ve babanın çocuğun velayetini birlikte ellerinde bulundurdukları, buna göre Türk Ceza Kanunu 234/1. maddesinde zikredilen “Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” hükmüne göre şüpheli şahsın velayet hakkının elinden alındığı yönünde bir mahkeme kararı bulunmadığı, bu itibarla müsnet suçun unsurlarının oluşmadığı, diğer şüphelilerin müştekinin çocuğunu kaçırarak alıkoyduğu yönünde somut bir delil bulunmadığı zira söz konusu müşterek çocuğun şüpheli annesi tarafından müşteki ile aralarındaki ayrılık ve boşanma konusu nedeni ile alarak götürüldüğü, bu konuda müştekinin Aile Mahkemesinden çocuğun velayet hakkının kendisine verilmesi ve çocukla kişisel irtibat kurulması konusunda alacağı mahkeme kararı üzerine çocuğunun tedavisi konusunda gerekli tedaviyi yaptırabileceği, bu aşamada mevcut iddia ve nüfus kaydına göre şüphelilerin ifadelerinin alınmasına gerek bulunmadığı sonuç itibariyle Kamu Davası açılması için yeterli delil ve hukuki gerekçe bulunmadığı” gerekçesi ile 02.08.2019 tarihli 2019/8363 soruşturma ve 2019/4065 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve müştekinin itiraz başvurusunun Edirne 1. Sulh Ceza Hakimliğince reddildiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı TCK’nın 233/3. maddesinde düzenlenen ”Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali” suçunun oluşabilmesi için, sanığın itiyadî sarhoşluk sonucu maddî ve manevî özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlâk, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokması gerektiği, somut olayda ihbarnamede belirtilen bu suçun unsurlarının oluşmadığı gibi kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda açıklandığı üzere aynı Yasanın 234. maddesinde düzenlenen suçun da oluşmadığı anlaşıldığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar sonucu itibariyle yerinde olup, mercii tarafından verilen itirazın reddi kararında da hukuka aykırı bir yön bulunmadığından ve kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden, Edirne 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.10.2019 tarihli ve 2019/5074 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.