Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/15151 E. 2021/18413 K. 30.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/15151
KARAR NO : 2021/18413
KARAR TARİHİ : 30.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hakaret, tehdit

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Tehdit ve hakaret suçlarının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı işlendiği kabul edilerek yapılan incelemede;
1-Sanık …’ın …’ya yönelik işlemiş olduğu tehdit ve hakaret suçlarının temyiz incelemesinde;
a- Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7/1. maddesinde de aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı CMK.nın geçici 5. maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı CMK.nın 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
b- Taraflara uzlaştırma teklifi yapılmış ise de, uzlaşma teklifinin yapıldığı tarihte sanığa atılı tehdit suçunun uzlaşma kapsamında bulunmadığı gibi sanığın katılana karşı suç tarihi itibariyle uzlaşma kapsamında bulunan hakaret suçunu uzlaşma kapsamına girmeyen TCK 106/1-1. cümlede düzenlenen tehdit suçuyla birlikte işlemesi nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 253/3. maddesinde “uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü uyarınca, uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı ve yapılan uzlaştırma teklifinin de hukuken geçersiz olduğu, hakaret suçuyla ile birlikte işlenen TCK 106/1-1. cümlede düzenlenen tehdit suçunun hüküm tarihinden sonra 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile uzlaşma kapsamına alınması ve bu nedenle CMK.nın 253/3. maddesinin 2. cümlesinde yer alan engelin ortadan kaldırıldığı nazara alınarak, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen tehdit, ve hakaret suçları hakkında uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2-Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinde;
Aynı gün olaydan birkaç saat önce katılanların sanığın evinin önüne giderek yağmaya teşebbüs suçunu işledikleri bu hususda Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılıp katılanların mahkumiyetine karar verilip bu kararın kesinleştiği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlendiği belirtilen işyerinde arbede yaşandığına ilişkin delile rastlanmadığının kolluk tuttanağıyla tespit edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde Çorlu 1. Ağır Ceza mahkemesinin 2011/475 Esas – 2013/47 Karar sayılı dosyası getirtilip dosya içindeki delillerde birlikte değerlendirilerek, sanığın eylemini ne şekilde gerçekleştirdiğinin açıklanıp, dayanılan delillerle ilişkilendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde mahkumiyet karar verilmesi,
Kabule ve uygulamaya göre de;
a-Sanığa 5271 sayılı CMK.nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen TCK’nın 109/3-a madde ve fıkrasının uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b-Sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karşın hangi ilamın tekerrüre esas alındığı belirtilmemiş, yapılan incelemede adli sicil kaydına konu tek ilamın kesin nitelikte olması nedeniyle, CMUK.nın 305. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağı bu haliyle tekerrür hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktarı yönünden kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 30.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.