Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/15369 E. 2021/17267 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15369
KARAR NO : 2021/17267
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

Nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından sanık …’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1, 168/1, 116/2-4, 119/1-c, 151/1, 168/1, 52/2 ve 62. (3 kez) maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis, 1 yıl 8 ay hapis ve 990,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından verilen hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına dair … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2020 tarihli ve 2019/193 esas, 2020/256 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 07/04/2021 gün ve 94660652-105-46-6487-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/06/2021 gün ve 2021/52398 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, mahkemece sanığın kovuşturma aşamasında savunmasının usûlüne uygun şekilde tespit edilmediğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 193/2. maddesinde yer alan, “(Ek fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./28.mad) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.” şeklindeki ve anılan Kanun’un 195/1. maddesinde yer alan, “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.” şeklinde belirtilen istisnaî durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın duruşmada hazır bulunması ve sorgusunun yapılmış olması gerekliliği, “Yargılamanın yüze karşı olması, savunma hakkının kısıtlanmaması ve cezanın bireyselleştirilmesi” ilkelerinin bir sonucu olup, 5271 sayılı CMK’nın 193/2 ve 195/1. maddelerinde belirtilen ayrık hükümler dışında, delillerin takdir ve tayininin gerektiği durumlarda sanığın sorgusu yapılmadan hüküm kurulmasının olanaklı bulunmaması karşısında; CMK’nın 193. maddesi hükmüne aykırı olarak aynı Kanun’un 147 ve 191. maddeleri uyarınca sanığın sorgusu yapılmadan mahkûmiyet hükmü kurularak savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (…) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 09.07.2020 tarihli ve 2019/193 esas ve 2020/256 karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 20/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.