Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/8986 E. 2021/13786 K. 02.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8986
KARAR NO : 2021/13786
KARAR TARİHİ : 02.11.2021

MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma
HÜKÜMLER : Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/09/2019 tarih ve 2020/3667 Esas, 2021/3570 Karar sayılı kararı ile,
Sanık … … hakkında,
Maktül … …’a yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan TCK’nin 87/4, 29, 62, 53. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair karar.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Dairemizin 09/03/2021 tarih ve 2019/37 Esas – 2019/526 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 18/05/2021 tarih 1- 2019/100990 sayılı itiraznamesi ile;
Sanık … … hakkında maktul … …’a yönelik kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan yapılan yargılama sonunda; Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesince TCK’nin 87/4, 29, 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına dair hükmün sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin, 09/03/2021 gün ve 2019/37-2019/526 E-K sayılı ilamıyla onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18/05/2021 tarihinde; “Oluşa dosya kapsamına göre; olay günü gece saat 00:30 sıralarında Muğla Merkez … parkı girişinde bulunan İstanbul birahanesi isimli yerde bulunan kişilerden bir kaçının birahanenin önünden geçen … ve … isimli bayanlara laf atmaları ve hakaret etmeleri üzerine, birahane önündeki … parkında toplanan üniversite öğrencileri ile birahane de bulunan şahıslar arasında taşlı sopalı kavganın başlamasının ardından olay yerine intikal eden görevli ekipler tarafından kavganın önlenmesinin ardından her iki taraftan da şikayetçi olan kişilerin bulunması üzerine şikayetçiler olay yerinde bulunan emniyet müdürlüğüne ait araçlarla ifade ve şikayetlerinin tespiti için Komiser … Bey Polis Merkezine götürülmelerinin ardından karşıt siyasi görüşe sahip olan iki grup arasındaki olayların bu şekilde bir yön kazandığı ve her iki grubunda kendi düşüncesindeki arkadaşlarını telefon veya başka yollarla durumdan haberdar etmeleri üzerine şehir merkezinde gruplaşmaların artması ve tansiyonun yükselmesi üzerine olayların başında bulunan ve tanık olarak ifadeleri alınan … Emniyet Müdür Yardımcısı …, Terörle Mücadele Şube Müdürü olup aynı zamanda olay gecesi nöbetçi amir olan …’ın talimatları doğrultusunda çevik kuvvete bağlı personelin göreve çağrıldığı ve yine olay günü görevde bulunan resmi ve sivil ekiplerin polis merkezinin alt tarafında bulunan Recai Güreli Caddesi üzerinde meydana gelebilecek olaylara ilişkin olarak önlem amacıyla görevlendirildikleri, güvenlik şubede görevli polis memuru … …’in de olay günü ekip arkadaşları olan tanık … ve … ile birlikte ekip aracıyla Recai Güreli Caddesi üzerinden geçtikleri sırada nöbetçi amir … tarafından durdurularak önlem için Recai Güreli Caddesi Polis Merkezi girişinde bulunan ışıklarda beklemelerinin istenmesi üzerine ışıkların bulunduğu yere ekip arabalarını park ederek beklemeye başladıkları, bilahare 02:00 sıralarında iki gruptan birtakım kişilerin polis merkezi önünde kavgaya tutuşmalarının ardından olay yerinde bulunan çevik kuvvete bağlı görevliler ve diğer polis memurları tarafından bu olaya müdahale edilerek tarafların ayrıldığı ve her iki taraftan da olaya karışan kişilerin adli işlem için polis merkezine götürülmelerinin ardından, saat 02:30 – 02:40 sularında, aralarında maktul … …’un da bulunduğu sol görüşlü öğrencilerin ara sokaklardan geçerek Cumhuriyet Meydanında bulunan …’nin önünde toplanarak Recai Güreli Caddesinden polis merkezine doğru yürümeye başladıkları, bu sırada yolun sağ tarafında bulunan … adlı lokantada bulunan sağ görüşlü kişilerle karşılıklı olarak birbirlerine taş atmaya başladıkları, polislerin polis merkezine gelecek saldırıyı önlemek için önde çevik kuvvet olmak üzere Recai Güreli Caddesine indikleri sırada sağ görüşlü öğrenci ve diğer kişilerin polislerin bulunduğu yere doğru koşarak ara sokaklara dağılmalarının ardından polislerle öğrencilerin karşı karşıya kaldıkları ve öğrencilerin taş atmaya devam etmeleri üzerine görevli polislerden … … ve … ‘nın beylik silahlarını çıkartarak … …’in yolun sol tarafında, … ‘nın ise yolun sağ tarafında kaldırıma yakın şekilde havaya doğru ateş edip göstericilere doğru koşmaya başladıkları anda çevik kuvvet tarafından da gaz atışı yapıldığı, gaz ve silah atışlarının ardından göstericilerin geri dönerek kaçmaya başladıkları ve bu sırada Kıbrıs Pastanesi önüne gelen polis memuru sanık …’in koşar vaziyette tabancasını kaçmakta olan ve içerisinde maktül …’ın da bulunduğu topluluğa yönelterek ateş ettiği, sanığın silahından çıkan son merminin …’ın sol omzunun arkasından girip sağ ön omzundan çıktığı, …’ın mermi ile yaralanması sonrasında caddeye düşerek kafasının sağ frontal bölgesini asfalta çarptığı, maktulün silahlı mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı her iki akciğer yaralanması ile künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması ve bunların müşterek komplikasyonları sonucu öldüğü, o sırada diğer polislerin maktule doğru hareketlenmesine rağmen, sanığın yavaş yavaş olay yerinden uzaklaşmaya çalıştığı, olay yerinde …’in tabancasından ateşlenmiş 3 adet 9 mm. kovanın bulunduğu, sanığın silahından ateşlendiği anlaşılan son kovanın bulunduğu yer ile maktulün vurulduğu yer arasında olay yeri inceleme raporuna göre 35 metre bulunduğu …’ın yaralanarak yere düşmesinin ardından silah atışlarının durduğu ve yaralının başına giden nöbetçi amirler tarafından çağrılan ambulansla yaralının Muğla Devlet Hastanesi Acil Servisine kaldırıldığı ve burada yapılan ilk müdahalelerin ardından hava ambulansı ile İzmir 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Servisine kaldırılan yaralının burada yapılan tüm tedavilere rağmen 24/05/2010 tarihinde öldüğü anlaşılan olayda;
Bu açıklamalar ve dosya içeriğine göre;
Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesinin çoğunluğu ile karşı oy kullanan üye arasındaki uyuşmazlık sanığın eyleminin TCK’nin 87/4 maddesinde ifade edilen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu mu, yoksa bilinçli taksirle öldürme suçunu mu? oluşturduğu noktasında toplanmaktadır.
Karşı oy kullanan üyelerin gerekçelerinde de belirttikleri üzere;
Somut olaya uygulanması muhtemel yasa hükümleri ve ceza hukuku teorileri gerekçeli kararda ayrıntılı olarak irdelenmiştir. Buna göre; gerek olası kast, gerekse bilinçli taksirde netice fail tarafından öngörülmektedir. Bilinçli taksirde, öngörülen neticenin gerçekleşmeyeceği ümit edilmekte, olası kastta ise bu netice fail tarafından göze alınmakta ve kabullenilmektedir.
Bilinçli taksir ile neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama arasındaki fark ise şu şekildedir: bilinçli taksirde fail belirli bir kasıt ile hareket etmemekte ve gerçekleşmesi muhtemel sonuç fail tarafından istenmemekte iken neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamada fail, belirli bir kasıt ile hareket etmekte ve gerçekleşmesi muhtemel sonucu kabullenerek fiiline devam etmektedir.
Somut olayda maktul …’ın içerisinde bulunduğu grup karşıt görüşlü diğer gruptan sayıca fazla ve onlara doğru taş, sopa ve benzeri cisimler atarak yaralama kastıyla hareket etmektedirler. Sanık ve arkadaşları polislerin araya girmesiine rağmen maktul ve arkadaşlarının fiili taşkınlığı devam etmiş yine karşıt grup ile polislere taş, sopa atmaya devam etmişlerdir. Maktul ve arkadaşlarının fiilen devam eden bu saldırılarını önlemek, başkalarının mal ve can güvenliğini tehlikeye düşürmelerini engellemek amacıyla sanık ve arkadaşı … görevli Emniyet Müdür Yardımcısının zımni iznini aldıklarını düşünerek zati tabancalarını çıkarıp havaya ateş etmişler, ancak sanığın son atışı veya atışları ise kolunun düşük pozisyona gelmesi ile maktulün içinde bulunduğu grubun kaçış istikametine denk gelmiştir. Bu durumda sanığın maktul ve arkadaşlarını yaralama veya öldürme kastı ile hareket ettiğine dair elimizde her türlü şüpheden uzak somut bir delil bulunmamaktadır. Olay yeri görüntülerinden de anlaşılacağı üzere olayın ulaştığı boyut, sanığın, maktul ve arkadaşları ile aralarındaki mesafe nedeniyle atışların onlara isabet etmeyeceği öngörüsü ile hareket ederek neticeyi istememesi, maktul ve arkadaşlarının hareketli olup atışlara maruz kalma ihtimallerinin yükselmesi, olayın meydana geldiği saat ve zemin koşulları dikkate alındığında sanığın eyleminin bilinçli taksir olarak nitelendirilmesi doğru olacaktır.
Failin öngördüğü neticeyi istememiş olması ancak öngörülen neticenin gerçekleşmesi hukukumuzda bilinçli taksir olarak tarif edilmiştir. Olası kastla bilinçli taksirin ortak yönleri her ikisinde de neticenin öngörülüyor olmasıdır. Olası kast ile bilinçli taksiri ayıran nokta bilinçli taksirde neticenin istenmemiş olmasına rağmen gerçekleşmesi, olası kastta ise gerçekleşen neticenin dolaylı bir netice olması, bu neticenin gerçekleşmesini istemenin mutlak olmaması ancak bu netice ile ilgili olarak kayıtsız kalınmasıdır.
Somut olayda meydana gelen netice suç bakımından taksir söz konusudur. Bu taksirde bilinçli taksir düzeyindedir.
Bu gerekçelere bağlı olarak ateş eden sanığın, gerçekleşen ölüm neticesini istememesinin ancak sonucun gerçekleşmesinin bilinçli taksir suçunu oluşturduğunun anlaşıldığı” gerekçesiyle dosyanın itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.07.2012 gün ve 2012/280, 2012/928 sayılı kararı ile 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında” Yasa’nın 99. maddesiyle, 5271 sayılı CMK’nin 308. maddesinde yapılan değişiklik ve 101. maddesiyle 5320 sayılı Yasa’ya eklenen geçiçi 5. madde uyarınca itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 308. maddesinin 6352 sayılı Yasa’nın 99. maddesi ile eklenen 3. fıkrası uyarınca yapılan incelemede; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmediğinden İTİRAZIN REDDİNE;
2) Dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 02/11/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.