Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/12963 E. 2012/28930 K. 18.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12963
KARAR NO : 2012/28930
KARAR TARİHİ : 18.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki hakem heyeti kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı Banka, davalı tarafından başvurulan Malkara Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığının 06/06/2011 tarih ve 2011/22 karar sayılı kararında, “2011 yılı kredi kartı üyelik ücretinin tüketiciye iadesine ve karar tarihinden itibaren bir daha alınmamasına” karar verildiğini, oysa ki Banka tarafından kredi kartı hizmeti için yüksek maliyetli yatırımlar yapıldığını ve büyük bir sistem kurulduğunu, kurulan bu sistemi ayakta tutmak için binlerce personelin istihdam edildiğini, yapılan bu hizmetin karşılığı dahi olmayan bu ücretin mevcut yasal düzenlemelere uygun olduğunu ileri sürerek, Malkara Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığının 06/06/2011 tarih ve 2011/22 karar sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, “taraflar arasındaki sözleşmede bulunan, kredi kartı üyelik ücreti alınacağına dair hükmün, haksız şart niteliğinde olup, geçersiz olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredi kartı sözleşmesi gereğince davacı Banka tarafından “kredi kartı üyelik ücreti” adı altında bir ücretin talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

2012/12963-28930
Uyuşmazlığın çözümü için, konu ile ilgili mevzuat hükümlerinin incelenmesinde;
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 Sayılı Kanunla değişik, “Sözleşmedeki Haksız Şartlar” başlığı altında düzenlenen 6. maddesinde, “Satıcı ve sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.” Hükmü öngörülmüştür.
5464 Sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun “Sözleşme Şekli ve Genel İşlem Şartları” başlıklı 6. bölümünün 24. maddesinin 1. fıkrasında, “Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.”, aynı maddenin 4. fırkasının son cümlesinde ise, “Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.” Düzenlemesi mevcuttur.
Yine aynı Kanunun 13/2. maddesinde, “Kart çıkaran kuruluşların, kredi kartlarına uyguladıkları faiz, gecikme faizi, yıllık ücret ve her türlü komisyon oranları ile istenilen bilgileri kamuoyuna yayınlanmak üzere aylık olarak kuruma iletirler.” 24/4.maddesinde de “kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle sözleşmelerde yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin haklarının zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.” Hükümleri bulunduğu gibi yasaya dayalı olarak çıkartılan Yönetmeliğin 17/2-(a), 17/5-(c) ve 19/1-(ı) maddelerinde de yıllık kart ücreti talep edebileceği yönünde düzenlemeler mevcuttur.
Hemen belirtmek gerekir ki, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4822 Sayılı Kanunla değişik, “Sözleşmedeki Haksız Şartlar” ile ilgili 6. maddesi, 14.6.2003 tarih ve 4822 sayılı kanunla kabul edilmiş olup, bu tarihten önce imzalanan sözleşmelerde haksız şartlara ilişkin bu hükümlerin uygulanması mümkün değildir. Nitekim 4822 sayılı yasa ile birlikte, yapılan bu değişikliğin önceki sözleşmeleri de kapsayacağı yönünde bir düzenleme mevcut değildir. O halde ancak, 14.6.2003 tarihinden sonra imzalanan sözleşmeler için 4077 sayılı yasanın 6.maddesi ve bu maddeye dayalı olarak hazırlanan yönetmelik hükümleri uygulanabilir. 2012/12963-28930
Ayrıca 5464 sayılı Kanun da 1.3.2006 tarihinde yayınlanıp yürürlüğe girmiş olduğundan, bu tarihten önceki sözleşmelere de, 5464 Sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanaklı değildir.
Öte yandan, sözleşme ifa edildikten ve itirazı kayıt ileri sürülmeksizin kredi kartı üyelik ücretleri ödendikten sonra bu bedellerin geriye yönelik olarak iadesinin istenilmesinin, iyiniyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki sözleşme serbestisi gereğince, hukuka va ahlaka aykırı olmamak koşuluyla herkes dilediği şartlarda sözleşme yapmakta serbest olduğu gibi hiç kimse istemediği bir sözleşmeyi sürdürmek zorunda da değildir. Tüketicinin sözleşmeyi feshetmeyip kredi kartını kullanmaya devam etmesi halinde de “ahde vefa” ilkesi uyarınca kural olarak sözleşmeye bağlılık esastır.
O halde az yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda öncellikle, taraflar arasındaki kredi kartına ilişkin sözleşmenin hangi tarihte imzalandığı dosya kapsamından anlaşılamadığından, sözleşme tarihi belirlenmeli, kart kullanımlarının birer yıllık dönemler halinde uygulanması nedeniyle Hakem Heyetine başvuru tarihi olan 17.5.2011 tarihi itibariyle ifa edilmiş geçmişe yönelik dönemler için istemde bulunulamayacağı gözetilmeli, ancak dava tarihi itibariyle kullanımı devam eden dönemler için inceleme ve değerlendirme yapılmalı, sözleşmenin 14.6.2003’den önce imzalanmış olması halinde, 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna, 4822 sayılı yasayla yapılan değişiklikle eklenen 6.maddenin uygulanmasının, keza 1.3.2006 tarihinden önce imzalanmış olması halinde de, 5464 sayılı yasanın uygulanmasının söz konusu olamayacağı dikkate alınmalı, Bankanın kredi kartı üyelik ücretlerini belirlerken iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı denetlenmeli, hakkaniyet kuralları gözetilmeli, gerekirse bu konuda aralarında bankacılık konusunda uzman bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 18.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.