YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14046
KARAR NO : 2021/21980
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILANLAR : …, …
SUÇLAR : Hakaret, tehdit
SUÇ TARİHLERİ : 07/01/2014, 05/03/2014
HÜKÜMLER : Beraat
TEMYİZ EDENLER : Katılanlar vekili
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi , kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü;
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, tanık …’nın duruşmada sanık ile aralarında husumet olduğunu beyan ettiği, tanık …’in ise iddianame konusu olayla ilgili anlatımının bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnemdeki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede:
1-2014/108 esas sayılı dosyaya konu eylemlere ve yükletilen suçlara yönelik katılan … vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye kısmen uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2- 2014/598 esas sayılı dosyaya konu hakaret eylemi nedeniyle kurulan hükmün incelenmesinde;
Dolaylı hakaret de aslında doğrudan doğruya hakarettir. Bir kadına başkası ile cinsi temasta bulunduğu isnadı, kocası için dolayısıyla hakaret ise de neticede koca doğrudan doğruya hakarete uğramış demektir. Bu husus ‘şikayet hakkı bakımından da mühimdir. Annesi fena hayat sürdüğü için bir müesseseye kabul edilmediği isnadına maruz kalmış bulunan bir genç kız doğrudan doğruya hakarete uğramış sayılmalıdır.(EREM/TORORSLU, Türk Ceza Hukuku Özel, s. 437.)
Dolaylı hakaret maruz kalan kişi, doğrudan doğruya hakaret maruz kalan kişinin temsilcisi olmayıp, kendi şerefinin rencide edilmiş olması nedeniyle şikayet hakkına sahiptir (Önder, a.g.e., s.231.)
Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 11/11/1942- 1./21 sayılı içtihadı birleştirme kararında: “Takibi şikayetname itasına bağlı cürümden dolayı doğrudan doğruya mutazarrır olan kimsenin dava etmesi, asli bir kaide olmasına ve böyle bir cürümden doğrudan doğruya mutazarrır olan kimseden maada kimselerin dava edebilmeleri için kanunda bir sarahatın mevcut olması icab eylemesine ve karısı namına kocanın dava edebilmesi hakkında gerek Ceza Kanununda ve gerekse Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda bir sarahat mevcut olmamasına ve 344. maddesinin son fıkrasındaki hükmün bu maddelerde yazılı ahvale maksur ve münhasır bulunmasına ve her ne kadar evli bir kadın hakkında tayini madde suretiyle zina isnat olunduğu ve bu isnadın kocası huzurunda ve kocasına karşı yapıldığı surette bu isnattan dolayı kocanın da haysiyeti haleldar olması bakımından dava hakkı mevcut ise de, bu dava hakkı kendisinin de aynı zamanda hakarete duçar olmasından ileri gelmesine göre karısı hakkında tayini madde suretiyle kocası huzurunda yapılmış olan zina isnadından dolayı karısı namına kocasının dava hakkı bulunmadığı ve koca huzurunda ve karı gıyabında vaki olan böyle bir isnadın mevsuf hakaret suçunun unsurunu ihtiva eylemediği cihetle mütecavize bu isnadından dolayı adi hakaret suçundan ceza tayini iktiza ettiğine karar verilmiştir.” denilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; sanığın, katılan …’nun yüzüne karşı eşi hakkında söylediği sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide eden dolaylı hakaret niteliğinde olduğu gözetilmeden, katılanın şikayet hakkının olmadığı şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan … vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 20/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.