YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3791
KARAR NO : 2021/4954
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının % 23 oranında malul kaldığını, davalı tarafından 15.03.2019’da 82.711,53 TL. tazminat ödenmişse de bu ödemenin zararı karşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiş; 02.10.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 90.145,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; yapılan ödeme ile zararın karşılandığını ve sorumluluğun son bulduğunu, tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 87.954,00 TL. sürekli işgücü kaybı ve 2.191,00 TL. geçici işgöremezlik olmak üzere toplam 90.145,00 TL. tazminatın 15.03.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine, davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının vekalet ücretine ilişkin bölümündeki “1.992,27 TL” rakamı yerine “12.234,02 TL” rakamının yazılmasına ve kararın diğer bölümlerinin aynen infazına karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, davalının ödemesi gereken miktar ile ödediği miktar arasında açık yetersizlik bulunduğunun aktüer raporuyla saptandığı dikkate alındığında, 2918 sayılı KTK’nın 111. maddesindeki açık yetersizlik şartının gerçekleştiği anlaşıldığından, davadan önceki ödemeye ilişkin ibranın makbuz hükmünde olmasına; davacının maluliyet oranını kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre belirleyen uzman doktor bilirkişi heyeti raporunun karara esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine; uzman doktor bilirkişi heyetinin düzenlediği raporla saptanan iyileşme süresine ilişkin geçici işgöremezlik zararının trafik sigortasının teminatı kapsamında olmasına; kazanın oluş biçimi ile davacının yaralanma şekline göre, tazminattan emniyet kemeri nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmayışının yerinde görülmesine göre, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu kazanın gerçekleştiği 11.07.2013 tarihi itibariyle davacının …’ya tabi 4/a sigortalısı olarak çalışmasının bulunduğu, … hizmet dökümünden anlaşılmaktadır. …’lı olarak çalışmasının bulunduğu dönemde yaralanan ve işgöremez hale gelen davacıya … tarafından ödeme yapılmış olması muhtemeldir. Davalı tarafın bu yöne ilişkin savunması da bulunmasına rağmen, gerekli araştırma yapılmadan, … tarafından yapılmış ödeme bulunduğuna dair dosyada delil olmadığı gerekçesiyle, bu savunmanın karşılanmamış olması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle; …’ya yazı yazılarak davaya konu kaza nedeniyle davacıya yapılmış geçici işgöremezlik ödemesi bulunup bulunmadığının araştırılması ve yapılmış ödeme varsa hesap edilen geçici işgöremezlik tazminatından düşülmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davalı tarafça, davacının sigortalı araçta hatır için taşındığı savunulmuş olmasına rağmen, bu konuda herhangi bir araştırma yapılmadan ve bu hususun davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle, tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmadan karar verilmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 87/1. maddesinde “Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir” düzenlemesine yer verilmiş; aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Anılan kanun hükmünün atıf yaptığı genel hükümler, Türk Borçlar Kanunu’nun sorumluluğa ilişkin hükümleri olup, böylesi durumda 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi uygulama alanı bulacaktır.
Somut olayda; davacının, eşi Süleyman’ın sürücüsü olduğu sigortalı araçta yolcu olduğu; aracın, davacı ya da eşine ait olmadığı; sürücü Süleyman tarafından aracın arkadaşına ait olduğu hususunun ceza soruşturmasındaki ifadesinde beyan edildiği görülmektedir. Davacı, eşinin sürücüsü olduğu araçta yolculuk ettiğinden, sürücüyle davacı arası ilişki bakımından bir hatır taşmasından bahsetmek mümkün değildir. Ancak, sigortalı aracın sürücünün arkadaşına ait olduğu dikkate alındığında, dava dışı araç maliki tarafından aracın sürücüye hatır için verilmiş olması muhtemeldir. Bu yönde davalı lehine karine bulunduğundan, aksini ispatla mükellef olan davacı taraftır.
Açıklanan nedenlerle; araç maliki tarafından aracın sürücü Süleyman’a veriliş şekline göre (ispat yükünün davacı yanda olduğu gözetilerek) olayda hatır taşıması bulunmadığına ilişkin davacı delillerinin toplanması ve aracın hatır için sürücüye verildiğinin anlaşılması halinde, 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesi gereği tazminattan, hakkaniyete uygun bir indirim (Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre indirim oranı % 20) yapılması gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
4-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nisbi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren … Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.