Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/10137 E. 2021/12426 K. 20.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10137
KARAR NO : 2021/12426
KARAR TARİHİ : 20.09.2021

Basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 29, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.07.2012 tarihli ve 2011/1104 Esas, 2012/1249 Karar sayılı kararının 06.09.2012 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşmesini müteakip, sanık müdafiinin denetim süresi dolduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın silinmesine yönelik talebi üzerine, sanığın denetim süresi içeresinde kasten işlediği iddia olunan suçla ilgili yapılan yargılamanın … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/482 Esas sayılı dosyasında kayden derdest olması sebebiyle reddine dair … (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2011/1104 Esas, 2012/1249 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2020 tarihli ve 2020/805 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 06.05.2021 tarihli ve 2020/20427 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2021 tarihli ve 2021/67342 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
… (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ek kararı ile “Mahkememiz kararının 06.09.2012 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresinin 06.09.2017 tarihinde dolduğu, yapılan araştırmada sanığın denetim süresi içerisinde 18.08.2017 tarihinde … 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/482 Esas sayılı dosyasına konu tehdit, mala zarar verme ve hakaret suçlarını işlediğinin, dosyanın henüz derdest olduğunun anlaşıldığı, sanığın denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlediğinin ve denetimli serbetlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davrandığı anlaşılmakla,” şeklinde gerekçe gösterilerek sanık müdafiinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın silinmesine yönelik talebinin reddine dair karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesinde yer alan “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur.” ve 231/10. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Her ne kadar Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarihli ve 2014/8-145 Esas, 2015/145 Karar sayılı ilamında, deneme süresi içerisinde işlenen ikinci suçun bu süre içerisinde kesinleşmesi gibi bir zorunluluğa madde metninde yer verilmediği, ikinci suçun deneme süresi içerisinde işlenmesi ve kasıtlı bir suç olmasının yeterli olacağı belirtilmiş ise de, hukuk güvenliği bakımından sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının hukuki sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kişilerin üzerinde ömür boyu gölge düşürmesinin kabul edilemeyeceği, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi akabinde, kararın kesinleşmesinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra sanığın anılan kararın adli sicilinden silinmesi için hukuki bir menfaatinin bulunduğu durumlar olabileceği, ancak 5 yıllık denetim süresi içerisinde sanığın işlemiş olduğu ve denetim süresi bitmiş olmasına rağmen halen yargılamasının bitirilmediği derdest olan bir dosyasının bulunması durumunda, asıl olanın hakimin sanığa ait adli sicil kayıtlarına bakması olacağı, sanığın UYAP kayıtlarına bakılarak derdest dosyası bulunması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesi talebinin reddedilmesi halinin sanık aleyhine sonuçlar doğuracağı ve farklı dosyalarda sanıklar hakkında adli sicil kaydı yerine UYAP kayıtlarına bakılmasının çifte standarda yol açabileceği, böylelikle somut olayda, sanık müdafiinin “talep tarihi” itibariyle, sanık hakkında uygulanmasına karar verilen 5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten işlenmiş suça ilişkin kesinleşmiş bir ilam bulunmadığı, bu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik olarak sanık hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesine engel bir durum bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkındaki kasten basit yaralama suçundan … (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.07.2012 tarihli ve 2011/1104 Esas, 2012/1249 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar 06.09.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Sanık müdafii, 08.07.2019 tarihli dilekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara ait kaydın silinmesi talebinde bulunmuş ise de; sanığın denetim süresi içerisinde 18.08.2017 tarihinde işlediği hakaret ve mala zarar verme suçlarından … 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26.03.2021 tarihli, 2018/482 Esas ve 2021/322 Karar sayılı kararları ile sanık hakkında kesin nitelikte adli para cezasına dair mahkumiyet kararları verildiği anlaşılmıştır.
Böylece, sanığın denetim süresi içerisinde yeni suç işlemek suretiyle denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması nedeniyle mahkemece sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının silinmesi talebinin reddine dair karara yönelik itirazın, merciince reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.