YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10151
KARAR NO : 2021/12425
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
Kasten yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a ve 62/1-2 maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2020/98 Esas, 2020/378 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 20.01.2021 tarihli ve 2021/5186 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2021 tarihli ve 2021/65628 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Sanığın mahkumiyetine ilişkin … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.09.2020 tarihli ve 2020/98 Esas, 2020/378 sayılı kararının 24.09.2020 tarihinde kesinleşmesini müteakip, 5271 sayılı Kanun’un geçici 5. maddesinin d bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş” ibaresinin aynı bentte yer alan basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı kararı üzerine oluşan yeni duruma göre lehe olan hükümlerin uygulanmasına yönelik … Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan uyarlama talebinin reddine ilişkin anılan Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/98 Esas, 2020/378 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair merci … 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.11.2020 tarihli ve 2020/557 değişik iş sayılı kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Geçici 5. maddesinde yer alan, “(1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla; …c) 250 nci maddede düzenlenen seri muhakeme usulü ile 251 ve 252 nci maddelerde düzenlenen basit yargılama usulüne ilişkin hükümler, 1.1.2020 tarihinden itibaren uygulanır. d) 1.1.2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki,
5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde yer alan, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir” şeklindeki düzenleme ile,
Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 sayılı kararı ile geçici 5. maddenin d bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş,…” ibaresinin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu iptal kararının 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesinde işaret edilen, hakkında basit yargılama yapılması mümkün görülen ancak 01.01.2020 tarihinden önce veya Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girdiği 19.08.2020 tarihinden önce kovuşturma aşamasına geçildiği için basit yargılama yapılmayan suçlara ilişkin görülmekte olan davalarda Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlük tarihinden sonra verilen kararlarda gözetilmesi gerektiği,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/8330 Esas, 2020/13766 Karar sayılı ilamında ”…Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş..” şeklinde belirtildiği üzere,
Somut olayda, sanığın mahkumiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğu, kararın ise 16.09.2020 tarihinde verildiği anlaşılmakla, karar tarihi itibariyle belirtilen iptal kararı sonrasında sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İncelenen dosyada; sanık hakkında kızını kasten basit yaralama suçundan cezalandırılması talebiyle … Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2020 tarihli iddianames ilekamu davası açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde sanığın TCK’nin 86/2, 86/3-a ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve verilen karar istinaf edilmeden 24.09.2020 tarihinde kesinleşmiştir. Buna göre, kanun yararına bozma talebine dair talepnamede belirtilenin aksine sanık hakkında 01.01.2020 tarihinden sonra kovuşturma evresine geçilmiş bulunmaktadır.
14.07.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nin 251. maddesinin 1. fıkrasına 7331 sayılı Kanun ile “175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki cümle eklenmiştir.
Böylece, incelenen dosyada 5271 sayılı CMK’nin 251. maddesine göre basit yargılama usulüne tabi olan kasten basit yaralama suçundan mahkemece duruşma günü belirlenerek yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında verilen hapis cezasının istinaf edilmeden kesinleşmiş olması nedeniyle bu aşamada artık basit yargılama usulünün uygulanma imkanı kalmadığından kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.