Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/2519 E. 2021/6316 K. 17.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2519
KARAR NO : 2021/6316
KARAR TARİHİ : 17.05.2021

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No : 2019/302-2020/322
Mahkemesi : Yalova İş Mahkemesi
No : 2017/589-2019/168

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, 01.01.1991 ile 28.02.1991 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde geçen hizmetinin ve sigortalılık başlangıç tarihinin 01.01.1991 olduğunun tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı …, davacının belirtilen tarihlerde fiilen çalıştığını, bu çalışmaya ilişkin elinde evrak bulunmadığını beyan etmiştir.
Fer’i müdahil vekili, bu tür hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; “dinlenen ve aynı zamanda aynı işyerinde çalışan tanıklar … ve …’ın beyanlarına göre, davacının, davalı …’e ait mobilya atölyesinde 1991 yılında yaklaşık 2 ay kadar satış elamanı olarak çalıştığının anlaşılması karşısında davacının gerek işe giriş bildirgesi gerekse tanık anlatımları doğrultusunda davalı işyerinde fiili çalışma olgusunu kanıtladığı, bu sebeple davasında haklı olduğu” gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı işverenin davacının annesi olduğu, davalının, kızına ilişkin olarak işe giriş bildirgesi düzenleyerek Kuruma vermesine karşın çalışmalarını bildirmemesi ve primlerini yatırmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu nedenle davacı ile işvereni olan davalı annesi arasında gerçek anlamda hizmet akdi ilişkisinin mevcut bulunmadığı, fiili çalışma olgusunun gerçekleşmediği gerekçeleriyle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine hükmedilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, bordro tanıkları ile davacının fiili çalışmasının doğrulandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın Yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Öte yandan, 506 sayılı Kanunun 4. maddesinde; “sigortalıları çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler” işveren olarak tanımlanmıştır. 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre; hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılırlar.
5510 sayılı Kanunun 12’nci maddesinin birinci fıkrasında işveren aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı sayılan kimseleri çalıştıran gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak tanımlanmış olup, hizmet akdi tanımı ile hizmet akdine tabi olarak çalıştıran kimse iç içe geçerek belirlenecek hususlardır.
Eldeki davada, davacının tespitini istediği hizmetinin annesine ait işyerinde geçmesi, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağından, fiili çalışma olgunun varlığı yöntemince araştırılarak davacı ile aynı dönemde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı işi yapan kayıtlı çalışanları ile işyeri sahiplerinin beyanları ile ispat edildiği taktirde, hizmet akdinin varlığı kabul edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Davacının dava konusu dönemde çalışmasının fiili olup olmadığının belirlenebilmesi için mahkemece; re’sen araştırma ilkesi gereğince, çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerinden dava konusu dönemde bildirimi bulunan diğer bordro tanıklarının beyanlarına başvurulmalı, davacının çalışmasını bilebilecek, işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinin sahipleri ve iş yeri çalışanları, emniyet, zabıta, vergi dairesi, SGK marifetiyle tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacıya ücret veya bu nitelikte ödeme yapılıp yapılmadığı, işin kapsam ve niteliğine göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenip, deliller hep birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin hükmü bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.