YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4755
KARAR NO : 2021/5522
KARAR TARİHİ : 16.09.2021
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.12.2017 tarih ve 2016/798 E- 2017/1019 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 05.03.2021 tarih ve 2018/1703 E- 2021/423 K. sayılı karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair 21.04.2021 tarihli ek kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen 14/12/2012 tarihli finansal kiralama sözleşmesine davalının aykırı davrandığını, kira borçlarını ödemede temerrüde düştüğünü, çekilen ihtarname ile kira borçlarının ödenmesi, aksi halde sözleşmenin feshedileceği ve fesih süresi sonundan itibaren 5 gün içinde malların tesliminin istendiğini, ihtarnamenin usulüne uygun bir şekilde tebliğine rağmen davalının borçlarını ödemediğini, taşınmazı da teslim etmediğini ileri sürerek mülkiyeti davacıya ait taşınmaz üzerindeki davalının zilyetliğine son verilerek taşınmazın aynen iadesine, sözleşmenin feshedildiğinin tespitine, tapu kaydındaki finansal kiralama şerhinin terkinine, aynen iade mümkün olmadığı takdirde dava tarihindeki değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, ihtarnamelerin usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, davalının malı iade ile yükümlü bulunduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne, dava konusu malların davalıdan alınıp aynen davacıya iadesine, tapu kaydındaki finansal kiralama şerhinin kaldırılmasına, infaz aşamasında gerekirse İİK’nun 24.maddesinin uygulanmasına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, ek kararla temyiz karar harcı yatırılmadığından davalı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Ek karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 344 maddesi uyarınca, mahkemece davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un
344/1 maddesi uyarınca davalının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 59,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,16.09.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, nispi değere tabi bulunan ve kabulüne karar verilen davada, kararın davalı tarafından temyiz edilmesi durumunda alınması gerekli temyiz peşin harcının maktu mu yoksa nispi mi olacağına ilişkindir.
Yargıtayca, verilecek kararlardan temyize başvuran davalının en fazla aleyhine sonuç doğuran karar, HMK 370 maddesinde ifade edilen temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasıdır.
Temyiz başvurusu üzerine alınacak peşin harcın, temyiz başvurusunun reddi ile onanacağı ihtimaline göre alınması gerekir.
Bu halde Yargıtayca temyiz başvurusunun reddi ile kararın onanmasına karar verilmesi durumunda alınacak onama harcı maktu mu yoksa nispi mi olmalıdır?
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır. Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalıca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmiş temyiz kanun yoluna başvuran davalı temyiz peşin harcını maktu olarak yatırmıştır.
Yukarıdaki açıklamalardan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi nedeniyle alınması gereken harç maktu olması gerektiğinden, temyiz peşin harcının davalı tarafından maktu olarak ödenmesinde açıklanan yasa ve tarife hükümlerine bir aykırılık bulunmamaktadır.
Bu halde davalı aleyhindeki 21.04.2021 tarihli ek kararın kaldırılarak temyiz isteminin incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde maddi hata sonucu adli yardım talebi incelenmeksizin ek kararın onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.