Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/4907 E. 2021/5247 K. 14.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4907
KARAR NO : 2021/5247
KARAR TARİHİ : 14.04.2021

Mahkemesi : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, davalı işveren nezdinde 01.01.2002-01.03.2013 tarihleri arasında çalıştığının ve prime esas gerçek ücretinin tespitini talep etti.
II-CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve yasal dayaktan yoksun olduğunu, davacının çalışmaları bakımından müvekkili Kurum kayıtlarının esas olduğunu, işyerinin varlığının, işyerinin 5510 sayılı yasa kapsamına girip girmediğinin araştırılması gerektiğini, hizmet akdiyle çalışıldığı iddia edilen döneme ait belgelerin kuruma verilip verilmediğinin araştırılması gerektiğini, davacının işyerinde devamlı olarak hizmet akdiyle çalıştığının tanık beyanları dışında resmi ve yazılı belgelerle araştırılması gerektiğini, hizmetin geçtiği iddia edilen sürede işyerinin 506 sayılı yasa kapsamında bulunup bulunmadığının, işyerinin gerçekte var olup olmadığının araştırılması gerektiğini, fiilen çalışma olgusunun ve çalışma niteliğinin ispatı gerektiğini, asgari ücretten daha yüksek bir ücretle çalışıldığı iddiası karşısında H.M.U.K’nun 289. maddesi gereğince bu iddianın yazılı deliller ispatının gerektiğini, kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi ve sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmaması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, Davanın kısmen kabulü ile,
01.01.2002 – 31.03.2002 arası 90 gün günlük 7.400.025TL,
01.04.2002 – 30.06.2002 arası 90 gün günlük 9.262.400TL,
01.07.2002 – 31.03.2003 arası 270 gün günlük 10.919.443TL,
01.04.2003 – 30.06.2003 arası 90 gün günlük 13.103.332TL,
01.07.2003 – 01.01.2004 arası 180 gün günlük 15.267.194TL,
01.01.2004 – 30.06.2004 arası 180 gün günlük 18.320.633TL,
01.07.2004 – 31.12.2004 arası 180 gün günlük 14.805.000TL,
01.01.2005 – 31.12.2005 arası 360 gün günlük 16,29YTL,
01.01.2006 – 31.12.2006 arası 360 gün günlük 17,70YTL,
01.01.2007 – 31.06.2007 arası 180 gün günlük 18,75TL,
01.07.2007 – 31.12.2007 arası 180 gün günlük 19,50TL,
01.01.2008 – 31.06.2008 arası 180 gün günlük 20,28TL,
01.07.2008 – 31.12.2008 arası 180 gün günlük 21,29TL,
01.01.2009 – 30.06.2009 arası 180 gün günlük 22,20TL,
01.07.2009 – 31.12.2009 arası 180 gün günlük 23,10TL,
01.01.2010 – 30.06.2010 arası 180 gün günlük 24,30TL,
01.07.2010 – 31.12.2010 arası 180 gün günlük 25,35TL,
01.01.2011 – 30.06.2011 arası 180 gün günlük 26,55TL,
01.07.2011 – 31.12.2011 arası 180 gün günlük 27,90TL,
01.01.2012 – 30.06.2012 arası 180 gün günlük 29,55TL,
01.07.2012 – 31.12.2012 arası 180 gün günlük 31,35TL,
01.01.2013 -01.03.2013 arası 60 gün günlük 32,62TL, ücretle davalı nezdinde çalıştığının tespitine,
Davacı tarafın ücret tespiti ile ilgili talebinin reddine, karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, Davacının ve davalı kurumun istinaf istemlerinin esastan reddine karar vermiştir..
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak HMK.’nun 27. maddesi hükmü uyarınca, hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur.
Taraf ehliyeti dava şartıdır, davanın her aşamasında hakim tarafından incelenebilir, taraflar da davanın sonuna kadar bunu ileri sürebilirler. Bu itibarla, davanın taraflarından birinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve devamı maddelerinde mirasın reddi düzenlenmiş olup, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir. Mirasın reddi halinde, mirası reddedenler yönünden davaya devam edilemez. Bu halde mirası reddetmeyerek mirasçılığı devam edenlerin katılımı ile davaya devam edilir. Mirasçıların tamamının mirası reddetmeleri halinde Türk Medeni Kanunu’ nun 612. maddesinde belirtildiği üzere en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Bu durumda, yargılama sırasında vefat eden davalının dava ehliyeti sona erdiğinden ve yasal mirasçıları tarafından da davalının mirası reddedildiğinden mirasın, Türk Medeni Kanunu’ nun 612. maddesi gereğince sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi gerekir. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedilmesinin anlaşılması ile res’en yapılması gereken işlemlerdendir. HGK’nun 03.07.2002 tarih E.15-572 K.577 sayılı kararında da açıklanan bu ilkelere değinilmiştir.
Somut davada, davalı işveren …’nun 2.2.2018 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2018/305 E. – 2018/557 K. Sayılı ve 21.06.2018 tarihli kararı ile mirası kayıtsız ve şartsız olarak reddettiklerinin tesciline karar verildiği anlaşıldığından, Mahkemece, 4721 sayılı TMK’nun 612. maddesi gereğince mirasın tasfiyesi yoluna gidilip gidilmediği araştırılarak, tasfiye yoluna gidilmiş ve bir tasfiye memuru atanmış ise ilgili memurun davaya dahil edilmesi için davacıya süre verilmeli, tasfiye yoluna gidilmemiş ve tasfiye memuru atanmamış ise, terekesinin tasfiyesi ve tasfiye memuru atanması için murisin son ikametgahındaki Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunarak atanacak tasfiye memuru davaya dahil edildikten sonra yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmalıdır.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.H.
K.Şefi: S. ŞEKER