YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7070
KARAR NO : 2021/7914
KARAR TARİHİ : 06.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Özel belgede sahtecilik, 5809 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Müştekinin bilgisi ve rızası dışında kimlik bilgileri kullanılarak, sanık …’in sahibi, sanık …’in (Mecbure) de çalışanı olduğu Koç Kardeşler isimli iş yerinden müşteki adına sahte GSM abonelik sözleşmeleri düzenlenerek 10.11.2010 tarihinde … nolu hattın, 05.03.2011 tarihinde … numaralı hatların çıkarıldığı, bu hatların sanık … tarafından kullanıldığı iddiası ile açılan kamu davasında;
A) Sanıklar … ve…hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan davada kararın gerekçesinde sanıkların eyleminin 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunu oluşturduğu değerlendirildikten sonra beraatlerine karar verildiği anlaşılarak yapılan incelemede;
5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince hüküm tarihi itibariyle uygulanması zorunlu olan 1412 sayılı CMUK’nin 305. maddesi uyarınca “Yukarı sınırı on milyar lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri” kesin olup, bu hükümler hakkında temyiz yasa yoluna başvurulamayacağı, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/10. maddesinde yer alan “Bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK’nin 52/2. maddesindeki “En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.” hükmü birlikte dikkate alındığında, 5809 sayılı Kanun’un 63/10. maddesinde düzenlenen, sanıklara yüklenen suçun üst sınırı 100 gün adli para cezası olup, TCK’nin 52/2. maddesi gereğince bir gün karşılığı da en üst sınır olan 100 TL üzerinden adli para cezasına hükmedilmesi halinde dahi sonuç cezanın 10.000 TL adli para cezasını geçmeyeceği, dolayısıyla bu suçtan verilen beraat hükümlerinin 1412 sayılı CMUK’nin 305/1-2 maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında kalacağı ve temyiz olanağının bulunmadığı anlaşılmakla, Cumhuriyet savcısının temyiz işleminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B) Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmü nedeniyle temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Sanığın eyleminin hüküm tarihinden önce 10.11.2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun’un 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez.” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz.” hükümleri karşısında, sanığın eyleminin özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki suçu oluşturduğu ve sanığa ön ödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden “özel belgede sahtecilik” suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı,
2- Sanığın eyleminin 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’na muhalefet suçu kapsamında kaldığı görülmekle; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3-Kabule göre de;
a)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Sanığın müşteki adına farklı tarihlerde 3 adet sahte abonelik sözleşmesi düzenletmesi şeklinde gerçekleşen eylemi yönünden 5237 sayılı TCK’nin 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 06.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.