Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/1138 E. 2021/8657 K. 21.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1138
KARAR NO : 2021/8657
KARAR TARİHİ : 21.06.2021

Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Dava, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 20.06.1989 olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; müvekkilinin 20.06.1989 yılında…/ … adresinde Kemal İşçi’ye ait işyerinde çalışmaya başladığını, sigorta hizmet dökümünde müvekkilinin prim ödemeye esas sigortalılık başlangıç tarihinin 25.12.2001 olarak göründüğünü, ancak müvekkilinin işe giriş beyannamesinin işyeri tarafından davalı kuruma 20.06.1989 tarihinde verildiğini, işten çıkış beyannamesinin kuruma verilmediğini, dilekçe ekinde sundukları davacıya ait 15.05.2017 tarihli dilekçeye istinaden … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 17.05.2017 tarih ve…sayılı yazı cevabında adı geçen sigortalının söz konusu tarihte bordro kayıtlarında ismine rastlanılmadığının bildirildiğini, kurum tarafından işe giriş bildirgesi verildiği halde işverenden prim tahsili yoluna gidilmediğini, müvekkilinden kaynaklanan bir kusur olmadığını, kurumun kendi kusuru nedeniyle müvekkilinin mağdur edileceğini, müvekkilinin sigortalılık başlangıç tarihinin 20.06.1989 olduğunun davalı kurum kayıtlarında yer aldığını, hizmet bildirimi yapılmamış olmasının müvekkilini mağdur ettiğini, sigorta başlangıç tarihiin 20.06.1989 tarihi kabul edildiğinde müvekkilinin 10.07.2017 tarihinde 58 yaş ve7.152 gün üzerinden emekli olabileceğini beyanla davanın kabulüne karar verilerek davacının 20.06.1989 tarihinde işe başladığının tespiti ile sigorta başlangıç tarihinin 20.06.1989 tarihinde olduğunun tespitine karar verilmesini ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II- CEVAP
Davalı kurum vekili; davacıya ait kayıtların tetkikinde davacının 20.06.1989 tarihinde ilk defa işe giriş bildirgesinin kuruma verildiğinin görüldüğünü, 20.06.1989 tarihli işe giriş bildirgesine istinaden davacı adına prim patırılmadığından dönem bordrosu verilmediğinden dolayı bu girişin sigortalı giriş olarak kabul edilmediğini, davacının 20.06.1989 tarihinde 1 gün süre ile çalıştığı iddiası ile ilgili olarak yazılı belge olmadığından, kuruma prim yatırılmadığından ve dönem bordrosu verilmediğinden dolayı davanın reddilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III- MAHKEME KARARI
A- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Davacının davasının kabulü ile; davacının …ünvanlı 4/4003/…/52/10 nolu işyerinde 20.06.1989 tarihinde işe başladığının, sigorta başlangıç tarihinin 20.06.1989 tarihi olduğunun tespitine, karar verildi.
B- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verildi.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı Kurum vekili; davacının 20/06/1989 tarihinde ilk defa kurma giriş bildirgesi verilmiş ise de, bu bildirgeye istinaden adına prim yatırılmadığından ve dönem bordrosu verilmediğinden dolayı sigortalı girişi olarak kabul edilmediğini, davacının bu tarihte bir gün süre ile çalıştığı iddiasının yazılı bilgi ve belgeye dayandıramadığını, prim yatırılmadığından ve dönem bordrosu verilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ayrıca davanın hak düşürücü süreye uğradığını ve hak düşürücü süre nedeni ile reddinin gerektiğini, mahkemece tanık beyanlarına göre hüküm kurulmuş ise de tanık beyanlarının birbirleri ile çelişkide olduğunu, Yargıtay kararları gereğince çalışıldığı iddia edilen sürelerin yazılı belge ile ispatının gerektiğini, davacının çalışmalarına ilişkin yazılı bir belgenin bulunmadığını, dolayısı ile davanın sübuta ermediğini, eksik inceleme ve irdelemeye dayalı tanık beyanlarına itibar edilerek verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
IV- İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır.

Sigortalılığın tespitinde, yöntemince düzenlenerek yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilen sigortalı işe giriş bildirgesi, ilgilinin işe alındığını gösteren yazılı delil niteliğinde ise de sigortalılığın kabulü açısından tek başına yeterli kabul edilemez ve bu kapsamda çalışma olgusunun da inandırıcı ve yeterli delillerle ispatlanması gerekmektedir. Bu amaçla; sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma veriliş tarihi, bildirgedeki kimlik bilgilerinin, varsa imza ve fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olup sonraki dönemde gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığı saptanmalıdır.
Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, öncelikle davacının davasını somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında işverenin kim olduğu, işyerinde ne iş yaptığı, başka çalışan olup olmadığı, idarecilerin kim olduğu, işyerinin nerede olduğu ve komşularının kimler olduğunun davacıya sorulup açıklattırılması gerektiği, ayrıca tarafların sunduğu deliller ile yetinilmeyerek, kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmek suretiyle, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. Bu amaçla hizmeti ortaya koyabilecek belgeler, varsa Kurum görevlileri tarafından düzenlenen rapor ve tutanaklar getirtilmeli, yine davalı iş yerinde aynı dönemde bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, gerektiğinde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kimseler yeniden Kurum ve Kolluk marifetiyle yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle iddianın somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde kanıtlanıp kanıtlanmadığı değerlendirilmelidir. (HGK 29.06.2005 gün ve 2005/21-409- 413, 23.12.2009 gün ve 2009/10-581-619, 10.02.2010 gün ve 2010/10-72-72, 21.09.2011 gün ve 2011/10-527– 552)
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; 01.09.1958 doğumlu olan davacının 20.06.1989 tarihinde … sicil sayılı dosyada işlem gören davalı …ye ait, … Madeni İmalat ve Sıvı Gaz Ticaret Ltd. Şti.” nde işe başladığına ilişkin, işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal ettiği, mevcut sonraki çalışmaların bu sicil numarası ile devam ettidiğinin görüldüğü, işyeri tescil bilgilerine göre 22.11.1995 tarihinde Kanun kapsamına alındığı, işveren …nin …Vergi Dairesinde 28/02/1993-01/12/1993 ve … vergi Dairesinde …, … Vergi Dairesinde 01/07/2004 tarihinden itibaren mükkellefiyet kaydının bulunduğu, Kurumdan gelen cevabi yazı kapsamında, iddia edilen dönemde dava dışı … sicil sayılı dosyada işlem gören işverenliğe ait bordrolu çalışan olmadığı, dosyada aslı bulunan davacıya ait sigorta sicil kartında işe başlama tarihinin 20.06.1989 olduğunun belirtildiği, Mahkemece kolluk vasıtasıyla yapılan araştırmada, Güvensan isimli işyerinin 1989 yılında faaliyet geçtiği, Urhan İşçi, Kemal İşçi ve …isimli kardeşlerin ortak olarak şirket kurdukları, 1989 yılında işyerinin inşaat iken davacının yaklaşık 30-35 gün süre ile, boya ve badana işi yapmış olabileceğinin rapor edildiği, komşu işyeri olmakla birlikte, çalışanların davacıyı tanımadıklarını beyan ettiklerinin belirtildiği, komşu işyeri kuruluşunun 2014 yılına tekabül etmekle, bu meyanda iddia konusu dönemi kapsayacak şekilde faaliyetinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacının boyacı olarak çalıştığını iddia ettiği …ye ait … sicil sayılı dosyada işlem gören, inşaat işyerinin, Kurum tarafından 22.11.1995 tarihinde kanun kapsamına alındığının, Vergi Dairesince de, işyeri sahibi …ye ait mükellefiyet kaydının 10.01.1995 tarihinde başlamış olduğunun bildirilmesine rağmen, davacının anılan işverenlik nezdinde sigorta başlangıç tarihinin 20.06.1989 olduğunun iddia edilmesi karşısında, davacıdan çalıştığını iddia ettiği işyeri adresinde, dava dışı işveren … adına 1989 yılında kanun kapsamında bulunan bir işyeri olup olmadığı Kurumdan sorulmalı, bu meyanda ilgili Belediye ve Vergi Dairesi’nde de temin edilecek kayıtlar nazarında, çalışma iddiasına konu dönem yönünden araştırma yapılmak suretiyle faaliyet dönemi açık ve net bir şekilde belirlenmeli, talebe konu dönemde komşu işyeri işverenleri ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek, toplanan kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.