YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18799
KARAR NO : 2021/19052
KARAR TARİHİ : 14.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sadece sanık …’ın temyiz talebinde bulunması karşısında bu sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
1) TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Ayrıca kimliği kullanılan kişinin hakkında soruşturma yapılması mümkün olması yani, gerçek ve sağ bir kişi olması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında, dolandırıcılığa teşebbüs suçundan hakkında soruşturma başlatılacağı sırada kendisini … olarak tanıtması nedeniyle tüm soruşturma evrakının mağdurun kimlik bilgisine göre düzenlenmesine ve mağdur hakkında bu suçtan dava açılmasına sebebiyet veren sanığın, parmak izi arşiv araştırması ile gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıkması sonucunda dolandırıcılığa teşebbüs suçundan açılan kamu davasında, delil yetersizliğinden beraat ettiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmakla; kesinleşen beraat kararı karşısında, sanığın “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle eylemin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı ve basit yargılama usulüne tabi olduğu, sanığın hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) Kabule göre de;
a) Sanığın gerçek kimlik bilgilerinin, mağdurun müracaatı üzerine yapılan 09.12.2015 tarihli parmak izi arşiv araştırması ile ortaya çıktığı gözetilmeden, koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında TCK.nın 269/3-a maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması,
b) Gerekçeli karar başlığında suç adının “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” yerine “iftira” olarak yazılması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 14.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.