YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/266
KARAR NO : 2021/22757
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KARAR
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Anayasanın 40/2, CMK’nın 232/6 ve 34/2 ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddeleri gereğince, kararda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, temyiz süresinin “15 gün” olarak yanıltıcı şekilde gösterilmesi nedeniyle, sanığın temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık …’ın atılı suçlamayı inkarı, soruşturma aşamasında beyanı alınan tanık …’ün sanığın tehdit sözünü söylediğini belirtmesine karşın, 23/09/2013 tarihli olay tutanağında tehdit sözünün hakkında hükmün açıklanması geri bırakılan Abdullah Belen tarafından söylediğinin belirtilmesi karşısında, olay tutanağı altında imzası bulunan polis memuru …’in ve yargılama aşamasında dinlenilmeyen …’ün tanık sıfatıyla dinlenilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması yerine eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçe ile tehdit suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Sanık hakkında aynı olay içerisinde işlendiği iddia ve kabul edilen kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerde TCK’nın 29. maddesi uygulanmasına karşın, tehdit suçundan kurulan hükümde TCK’nın 29. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
3- Katılanlar … ve … hakkında düzenlenen genel adli muayene raporlarında “darp ve cebir izinin bulunmadığının” belirtilmesi ve katılan …’in soruşturma aşamasında alınan beyanında kendisini kimsenin darp etmediğini beyan etmesi, katılan … hakkında … Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 07/10/2013 tarihli raporda “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir lezyon olmadığının” belirtilmesine karşın, genel adli muayene raporunda ise burnuna darbe aldığı ve basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanmasının olduğunun belirtilmesi karşısında, tüm delillerin birlikte değerlendirilip tartışılarak çelişkilerin giderilmesi suretiyle sonucuna göre hükümler kurulması gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle katılanlar …, … ve …’a yönelik kasten yaralama suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümler kurulması,
4- CMK’nın 253. maddesinin dördüncü fıkrasında, büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacının, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunacağı, uzlaştırmacının, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabileceği düzenlenmiş, şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde teklifi reddetmiş sayılacağı belirtilmiştir. Eğer uzlaştırmacı taraflara ulaşamamış ise ancak açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla uzlaşma teklifinde bulunabilecektir. Uzlaştırmacının tarafların bulunduğu yerdeki uzlaştırma bürosuna talimat yazma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Uzlaştırmanın yargı işlemi niteliğinde olduğu nazara alındığında anılan fıkrada sözü edilen açıklamalı tebligat, kazai mercilerce yapılacak tebligatı düzenleyen 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak olan tebligattır ve normal posta yoluyla bu işlem gerçekleştirilemeyecektir. Açıklamalı tebligat ya da istinabe işlemi ancak uzlaştırmacıya görev veren uzlaştırma bürosu aracılığıyla yerine getirilebilecektir.
Bu açıklamalar karşısında, uzlaşma teklif formunun katılan … Taklacıya ptt gönderisi biçiminde gönderildiği ,diğer katılanlara ise uzlaşma teklifinin yapılmadığı anlaşılmakla, uzlaşma teklifinin taraflara yasaya uygun şekilde ve yöntemince yapılmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla sanığın mahkumiyetine hükmolunması,
5- Sanık hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarından kurulan hükümlerin ertelenmesi karşısında, belirlenen denetim süresinin TCK’nın 51/3. maddesi gereğince bir yıldan az olamayacağının gözetilmemesi,
6- Bozma sonrası, katılanlar …, …, …, …’ya duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip duruşmadan haberdar edilmeden hüküm kurulması suretiyle 1412 sayılı CMUK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
7- Bozma sonrası yapılan yargılamada sanığa duruşma gününün bildirilmesi için çıkarılan tebligatın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gözetilmeden hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı, sanık … müdafisinin temyiz nedenleri bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.