YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6936
KARAR NO : 2021/6420
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle inceleme tarihi itibariyle ortak çocuk Kelami’nin de ergin olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 267.80 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. 22.09.2021 (Çrş.)
KARŞI OY YAZISI
Bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf istemiyle önüne gelen dosya ve karar bir bütün olarak değerlendirilerek, HMK’nın 353 (1)-b maddesinde yer alan; “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)- İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3)-Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir” düzenlemesi uyarınca, davanın hangi kısmı ile ilgili olursa olsun, istinaf isteminin kısmen bile kabulüne karar verilecek olsa dahi, şayet yeniden hüküm kurulacak ise, ilk derece mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ve tüm hükümlerin yeniden kurulması gerekir. Aksi halde, aynı dosyada infazı kabil birden fazla kararın ortaya çıkması tehlikesine ve HMK’nın 297. ile 359.maddelerine aykırı olarak infazda tereddüte sebebiyet verilebilecektir. Keza, ilk derece mahkemesi kararı hakkında kısmen esastan ret, kısmen kabul verilip, sadece kabul olunan kısım yönünden kararın kaldırıldığı hallerde, böyle bir kararın bozulması durumunda bozma sonrası davaya bakacak mahkeme konusunda da belirsizlik ortaya çıkabilecektir.
Bu nedenle somut olayda yukarıda açıklandığı şekilde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde yeniden tüm talepler bakımından hüküm kurulması gerekirken, bölge adliye mahkemesi tarafından usule ve yasal düzenlemelere aykırı bir şekilde bir yandan sair istinaf taleplerinin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilirken, diğer yandan HMK’nın 353/1-b-2.maddesi gereğince bir kısım istinaf talebinin kabul edilmesi, devamında da kanunda yer almadığı şekilde ilk derece mahkemesi kararının bu bölümü ile ilgili düzeltilerek onamaya benzer şekilde yeniden hüküm kurulması doğru olmadığından ve hükmün bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
KARŞI OY YAZISI
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/l-b-2 maddesinde; davanın esasıyla ilgili olarak, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı taktirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzeltilerek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verileceği,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-3 maddesinde; davanın esasıyla ilgili olarak, yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlenmiştir.
Bu itibarla somut olayda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-2. maddesinde yer alan hüküm uyarınca, bölge adliye mahkemesince istinaf edilen bütün hususlarla ilgili yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, kanunun açık hükmüne aykırı olacak şekilde “diğer istinaf talebinin reddine” denilip ilk derece mahkemesinin hüküm bölümünün bir kısmının muhafaza edilerek, sadece düzeltilmesine karar verilen kısımla ilgili hüküm kurulması doğru değildir. Bu sebeple diğer yönler incelenmeden kararın bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.