YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3741
KARAR NO : 2021/18446
KARAR TARİHİ : 30.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın, tehdit suçunu uzlaşma ve basit yargılama usulüne tabi olmayan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan farklı zamanda işlediği belirlenerek yapılan incelemede;
1-) Sanık hakkında Haziran ayının ilk haftasında işlenen tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
a) 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMUK.nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen TCK.nın 106/1-1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasanın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7/1 maddesinde de aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı CMK.nın geçici 5.
maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren CMK.nın 251/3. maddesinin uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-) Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
a) Oluşa, iddianamedeki anlatıma, uygulanması istenen sevk maddeleri ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın 19 veya 20 Haziran 2013 tarihinde, işyerine gitmek üzere otobüs durağına doğru yürüyen mağdurun karşısına çıkıp kollarından zorla tutarak araca bindirdiği, araç içerisinde mağdurun vücuduna dokunup öpmeye çalıştığı sırada mağdur direnince de saçını çektiği, 25.06.2013 tarihinde ise, yine işyerine gitmek üzere yolda yürüyen mağdurun, bu defa kollarından tutup sürükleyerek araca bindirmeye çalıştığı sırada 155 polis imdat hattını arayıp sanığın bir anlık dalgınlığından yararlanarak kaçtığı iki ayrı olayda, sanığın eylemlerini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında ve cebir kullanarak gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 109/2, 109/5, 43/1. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde sadece 19 veya 20 Haziran 2013 tarihli eylemine ilişkin TCK’nın 109/1, 109/5. madde ve fıkraları uyarınca hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,
b) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “2013 yılı Haziran ayı” yerine “10.07.2013” olarak yazılması,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 30.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.