Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/15480 E. 2021/10375 K. 14.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15480
KARAR NO : 2021/10375
KARAR TARİHİ : 14.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 60 parsel sayılı 65.424,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesinde şagilinin Mehmet oğlu … olduğu belirtilerek, mera niteliği ile sınırlandırılmıştır.
Davacı …, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tespitinin iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacıların dayandığı Eylül 1940 tarihli ve 1 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kaldığı, taşınmazın çayır vasfında olup davacı ve murisi evvelleri tarafından 20 yıldan daha uzun bir zamandır tasarruf ve zilyetlikleri altında bulunduğu, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının da oluştuğu gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyleki; çekişmeli taşınmazın tespit tutanağının edinme sebebi sütununda; 1965 tarihli toprak tevzi haritasında 32 nolu mera parseli olarak gösterilen ve … Köyünde kalan kısmı kapsamında kaldığı, tablendikatif listesinde köy orta malı olarak belirtme yapıldığı, paftanın zemine uymadığı, şeklen yararlanıldığı belirtilerek, mera niteliğiyle sınırlandırıldığı yazılıdır.
Davacının dayandığı Eylül 1940 tarihli ve 1 nolu tapu kaydının 19.000,00 m2 yüzölçümlü olup, sınırlarının “… giden yol, … Yolu, … Sırtı ve … Taş” olarak okuduğu, bu haliyle sınırlarının gayri sabit hudutlu olduğu, haritasının bulunmaması nedeniyle tapunun miktarıyla geçerli olduğu tartışmasızdır. Anılan tapu kaydının, kadastro sırasında, miktarından çok fazla olarak komşu 101 ada 54, 55, 56, 57, 61, 62, 63 parsellere revizyon gördüğü ve tapu malikinin mirasçıları adına tespit ve tescil edildikleri ve bu parsellerin öncesinde de toprak tevzi çalışmaları sırasında 442 ve 443 tevzi parselleri olarak tarla niteliği ile gösterildiği dosya kapsamından ve aynı gün temyiz incelemesi yapılan komşu 101 ada 66 parsel sayılı taşınmaz ile karar düzeltme incelemesi yapılan komşu 101 ada 67 parsel sayılı taşınmaza ait dava dosyalarının içeriğinden anlaşılmaktadır.
Diğer bir anlatımla; Mahkemenin tapu kaydının taşınmazları kapsadığı yönündeki gerekçesinde isabet bulunmadığı, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46/1. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde zilyetlikle kazanılabilmesinin mümkün olabileceği, ne var ki, bu yönde yapılan incelemenin de yeterli bulunmadığı, taşınmaz başında davada menfaati bulunmayan komşu köylerden seçilecek bilirkişilerin dinlenmesi gerekirken, aynı köyden yerel bilirkişilerin dinlenilmesiyle yetinildiği, zirai bilirkişi tarafından sunulan raporda, taşınmazın bir kısmının taşlı, bazı bölümlerinin eğiminin fazla, bir bölümünün sulanabilen çayır niteliğinde bulunduğu, bu nedenle taşınmazın kendi içinde bir bütünlük göstermediği belirtilmesine rağmen, raporun yeterli olup olmadığının tartışılmadığı ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarının rapora eklenmediği anlaşılmakta olup, bu haliyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Bunlardan ayrı olarak; meraların mülkiyet hakkı Hazineye, kullanım hakkı ise ilgili köy ya da belediye tüzel kişiliğine ait olup, bu nedenle mera vasfıyla sınırlandırılan taşınmazlar hakkında açılan davalarda husumetin, Hazine’nin yanında ilgili Köy ya da Belediye Tüzel Kişiliğine de yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda dava, Hazine ve … Köyü Tüzel Kişiliği hasım gösterilerek doğru şekilde açılmış ve yargılamaya devam edilmiş ise de, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca … Köyünün Tüzel Kişiliğinin ortadan kaldırılarak mahalle statüsüne dönüştürülğünden, … ile … Belediye Başkanlığının da ilgili kamu tüzel kişiliği sıfatıyla davada taraf olmaları gerektiği gözden kaçırılmıştır. Bu nedenle davada taraf teşkilinin sağlandığından da söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle davacı tarafa, … ile … Belediye Başkanlığına davalarını yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlamaları için süre ve imkan tanınması, davacı tarafından gereğinin yerine getirilmesi halinde adı geçen davalıların savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalı ve bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan olabildiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ile harita mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, yerel bilirkişiler ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatı itibariyle kadim mera vasfında olup olmadığı, mera parseli ile çekişmeli taşınmaz arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın tamamı ya da bir bölümünün evveliyatı itibariyle mera vasfında değilse taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, meradan açma olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemine uygun şekilde çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; komşu 101 ada 66 ve 67 parsel sayılı taşınmazlara ait dava dosyaları da getirtilerek çekişmeli taşınmazların niteliği ve zilyetlik durumunun değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmaz bölümünün öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden bitişik mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir unsur bulunup bulunmadığını, çekişmeli taşınmaz bölümünün meradan açılan veya meranın devamı niteliğinde olan yerlerden olup olmadığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ve yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş, önceki zirai bilirkişi raporlarını irdeleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; harita mühendisi bilirkişisine, taşınmazın bölgede yapılan toprak tevzi çalışmaları ile 32 nolu mera parseli ile yine sınırında bulunan 23 nolu tablendikatifte köy orta malı olarak belirtilen parsel kapsamında kalıp kalmadığını açıklar şekilde keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli; taşınmazın, toprak tevzi ile belirlenen mera parseli kapsamında kaldığının ancak öncesinin mera olmadığının belirlenmesi halinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesinde öngörülen davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 14.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.