YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1951
KARAR NO : 2021/12629
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten öldürme
HÜKÜM : … 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2018 tarih ve 2017/493 (E) – 2018/419 (K) sayılı kararıyla; sanık … hakkında; maktul …’e yönelik eylemi nedeniyle TCK’nin 37/1, 81/1, 53, 63. maddeleri gereğince müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararı
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hüküm sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’ın maktul …’e yönelik kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı bir sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre bozma üzerine verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, duruşmalı incelemede ve temyiz dilekçelerinde sanık ve müdafiinin sübuta ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, re’sen de temyize tabi olan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA, 22/09/2021 gününde Üyelerimizden
… ve …’in, sanığın eyleminin TCK’nin 39. maddesi kapsamında yardım eden sıfatında kaldığına yönelen karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2020/1951 E. 2021/12629 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık …’ın eyleminin TCK’nin 39. maddesi kapsamında yardım eden olarak kabul edilmesi, hükmün bu nedenle BOZULMASI gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan katılmamaktayız.
5237 sayılı TCK’nin 37/1. maddesine göre suçun kanunî tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri doğrudan fail olarak sorumlu olur. Doğrudan fail, işlediği suçun gerektirdiği ceza ile cezalandırılır. Kanunda tanımlanan haksızlığın birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştirildiği durumda ise müşterek faillik söz konusudur. Müşterek faillikte birlikte/müşterek alınan suç işleme (öldürme) kararına bağlı olarak, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla, suç oluşturan eylemin icrası üzerinde ortaklaşa hâkimiyet kurulması söz konusudur. Burada, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, eylem üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir.
5237 sayılı Kanun’a göre suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, şeriklik; azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen ancak yardım eden suç ortağı, gerçekleşen fiilden bağlılık kuralı uyarınca şerik olarak sorumlu olmaktadır. 5237 sayılı TCK’nin 39. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
Anılan düzenlemeye göre, maddi yardım; suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmış, manevi yardım ise; suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Temyiz davasına konu olan kararın gerekçesinde ifadeler ve deliller özetlendikten sonra “Sanık … ve haklarındaki dosya tefrik edilen diğer sanıklar …, … ve S.S.Ç. … ‘ın fikir ve eylem birliği içerisinde maktul …’i öldürerek olay yerinde bulunan kuyuya attıkları, Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliği’nin 08/06/2011 tarihli uzmanlık raporu, Jandarma Bölge Kriminal Laboratuvar Amirliği’nin 25/07/2011 tarihli uzmanlık raporu, 28/07/2011 tarihli maktul …’in düzenlenen otopsi raporu, Germencik Jandarması tarafından olay yerinde incelenerek hazırlanan 05/06/2011 günlü olay yeri inceleme raporu, bu raporun ekindeki krokiler, olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanakları, emanet eşyaları, savunma tarafından hazırlanan raporlar, facebook yazışması, güvenlik kamera kayıtları, olay yeri fotoğrafları, TİB yazışmaları, tanık beyanları, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı ile sabit olmakla, sanık …’ın maktül …’in öldürülmesine aslen iştirak etmesi nedeniyle hakkında TCK’nin 37/1 maddesi delaletiyle TCK’nin 81/1 md uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmiştir.
Mahkemenin kabulünde olayın oluş şekli belirlenmemiştir. Dosya kapsamına göre, maktul …’in ateşli silah ile vurularak öldürüldüğü ve olaydan sonra cesedin kuyuya atıldığı anlaşılmakta ise de cesedin kim veya kimler tarafından kuyuya atıldığı veya cesedi kuyuya atanların fail olup olmadıkları tespit edilememiştir. Olay öncesinde maktulün arkadaşı … ile sanık … arasında kız meselesi olduğu, …’in arkadaşı …’ın maktulü öldürdüğü, sanık … ve suça sürüklenen çocuk …’in onlarla birlikte öldürme suçunu işledikleri iddia edilmiş ve Yerel Mahkemece sanık …’ın müşterek fail olarak cezalandırılmasına karar verilmiştir. Öncesi, oluş şekli ve sonrası belirlenemeyen olayın ani gerçekleşme ihtimali de olup, sanık …’ın olay yerinde olmasından başka suça fail olarak katıldığına, eylem üzerinde hâkimiyet kurduğuna veya diğer sanıklarla birlikte maktulü kuyuya attığına dair kesin bir delil bulunmamaktadır.
Ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” şeklinde, Latincede ise “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir
şüphe belirmesi hâlinde uygulanabilecektir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu nedenle somut olayda öldürme fiiline hangi boyutta katıldığı tam olarak tespit edilemeyen ancak olay yerinde bulunarak diğer sanıklara destek olan sanık …’ın öldürme eyleminden yardım eden olarak sorumlu tutulması ve sanığa verilen cezada TCK’nin 39/2. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 39/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASI gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan hükmün ONANMASINA ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayız.
22/09/2021 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı … …’in huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık … müdafii Avukat … Köse’nin yokluğunda 23/09/2021 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.