Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/21524 E. 2021/22750 K. 28.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21524
KARAR NO : 2021/22750
KARAR TARİHİ : 28.09.2021

KARAR

Tehdit suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/06/2020 tarihli ve 2020/2712 soruşturma, 2020/2865 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı müşteki … tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 14/08/2020 tarihli ve 2020/1455 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında ” Dosya kapsamında müşteki …’ye ait ifade tutanaklarında hakaret suçuna dair şüpheli … hakkında şikayetin bulunmaması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar içeriğinde de hakaret suçu yönünden değerlendirme yapılmadığı nazara alındığında, … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/06/2020 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair karar başlığında şüpheli … hakkındaki suç kısmına hakaret suçunun sehven yazıldığı düşünülmüş olup, müşteki …’nün, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsili amacıyla hırsızlık eylemine ilişkin … Cumhuriyet Başsavcılığının 10/08/2020 tarihli ve 2019/14560 soruşturma ve 2020/2121 esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yargılamasının … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/274 esasına kayden devam ettiğinin anlaşılması karşısında, müştekinin şüphelilerin hırsızlık suçundan hakkında şikayette bulunarak kendisine iftira attıklarından bahisle şüpheliler haklarındaki şikâyeti üzerine yürütülen soruşturma sonunda, iftira suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/06/2020 tarihli ve 2020/2712 soruşturma, 2020/2865 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, şüphelilerin atılı suçlamaları kabul etmedikleri, alınan tanık beyanınca da tehdit vari sözler veya eylemlerin olduğuna ilişkin delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de; müştekinin şüphelilerin kalabalık ortamlarda kendisini tehdit ettiklerini beyan etmesine rağmen, taraflar arasında yaşanan olaylara ilişkin tanık olabilecek şahısların tespitine yönelik bir araştırma yapılmadığı gibi, adı geçenler arasında iş bu soruşturma öncesinde ve sonrasında yapılmış veya yapılmakta olan başka soruşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının araştırılması, soruşturma dosyaları bulunması halinde söz konusu dosyaların getirtilerek incelenmesi ile toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiği cihetle, eksik inceleme sonucu verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme;
5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün …’ca bozulması istemini, yasal nedenlerini açıklayarak … Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine … Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak, … ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin …’ca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Kesinleşen bu karar veya hükümlerdeki aykırılıklar başka suretle giderilmesi mümkün olmadığı takdirde, ikincil ve olağanüstü nitelikte olan kanun yararına bozma yasa yoluna konu edilebilecektir.
5271 sayılı Kanun’un 172. maddesinde “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.” biçimindedir.
19/01/2011 tarihli ve 27820 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 11/01/2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Bilinen Adreste Tebligat” başlıklı 10. Maddesi;
“Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının
anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir ” biçiminde düzenlenmiştir.
Kanun’un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21. maddesi;
“Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (1)
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
(Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.”
Anılan Kanunu’nun “Adres Değiştirmenin Bildirilmesi Mecburiyeti” başlıklı 35. maddesi;
“Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik fıkra: 19/03/2003 – 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
(Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.
(Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.” şeklindedir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler kapsamında 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligatın, öncelikle muhatabın beyan ettiği, en son adrese yapılması, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması, bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise … adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak, Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanununun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanununun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekmektedir.
İncelenen dosyada;
Müşteki …’nün … Cumhuriyet Başsavcılığı’na 07.02.2020 tarihinde şüpheli …’in kendisini aramak suretiyle telefonda ölümle tehdit ettiğini ,diğer şüpheli …’in ise …’da eliyle boğazını kesme işareti yapmak suretiyle tehdit ettiğini beyan ederek yaptığı şikayet üzerine, … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda “şüphelilerin üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri, alınan tanık beyanınca da tehdit vari sözler veya eylemlerin olduğuna ilişkin delilin bulunmaması sebebiyle” 2020/2712 soruşturma, 2020/2865 no’lu karar ile 02/06/2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Şüpheli …’in 10/03/2020 tarihinde kolluk tarafından ifadesi alınmıştır. Şüpheli …’e kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın tebliği doğrudan … adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2 maddesine göre yapılmış olması nedeniyle usule aykırı olduğundan kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar kesinleştirilmemiştir. Bu suretle kanun yararına bozma talebi CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Şüpheliler … ve … hakkında tehdit suçundan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddine ilişkin … 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 14/08/2020 tarihli ve 2020/1455 değişik iş sayılı kararına yönelik, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE,
2- Dosyanın, … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02/06/2020 tarihli 2020/2712 soruşturma, 2020/2865 sayılı kararının şüpheli …’e yöntemince tebliğ için mahalline gönderilmesine, sonraki işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 28/09/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.