Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3793 E. 2021/4443 K. 13.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3793
KARAR NO : 2021/4443
KARAR TARİHİ : 13.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaya konumundaki davacıya çarpmasıyla oluşan kaza sonucu davacının % 53 oranında malul kaldığını belirterek, şimdilik 5.000,00 TL. maluliyet tazminatının kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 24.04.2019 tarihli artırım dilekçesiyle taleplerini 50.246,01 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; maluliyet oranına da itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 50.246,01 TL. sürekli işgücü kaybı tazminatının 11.03.2019 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Sakarya Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi’nde görevli adli tıp uzmanı ve ortopedi uzmanından oluşan iki kişilik heyet tarafından düzenlenen 13.02.2019 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 53; davalı tarafından aynı uzmanlığa sahip iki kişilik bilirkişi heyetinden alınan 28.02.2019 tarihli raporda ise, % 13,3 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporların, davacının kaza nedeniyle dizlerinde oluşan yumuşak doku hasarı şeklindeki yaralanmasının, kazadan yaklaşık 5 yıl sonra davacının her iki dizine protez takılması ile illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda birbiriyle çelişkili tespitler içerdiği görülmektedir.
Davacının kazadaki yaralanmasının mahiyeti ile davacının yaşı da dikkate alındığında, uzmanlığı aynı olan doktor bilirkişiler tarafından ve aynı (kaza tarihinde yürürlükte olan 11.10.2008 tarihli) yönetmeliğe göre düzenlenen, ancak illiyet bağı ve maluliyet oranı bakımından birbirinden çok farklı tespitler yapıp fahiş derecede farklı maluliyet oranı belirleyen iki rapor arasındaki açık çelişkinin giderilmesi gerektiği gözetilmelidir. Raporlar arasındaki açık çelişki giderilmeden karar verilmesi, eksik inceleme niteliği taşımaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının kazadaki yaralanmasına ilişkin olup da dosya kapsamında yer almayan eksik tüm tedavi belgelerinin toplanması; daha sonra, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan, davacının kazadaki yaralanmasının mahiyeti ve davacının yaşı da dikkate alınarak, 2016 yılında uygulanan diz protezi işleminin kazadaki yaralanmayla illiyet bağı bulunup bulunmadığı, davacının yaşı vs. nedenlerle yapısal bozulmalar için uygulanmak zorunda kalınan bir işlem olup olmadığı, 2016 yılındaki protez işlemi nedeniyle oluşan maluliyetin davacı tarafından ne zaman öğrenilmiş sayılması gerekeceği hususlarını detaylı biçimde inceleyen, kaza ile illiyet bağı içindeki rahatsızlıklara dair maluliyet oranını 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre belirleyen, dosyadaki raporlar arası çelişkiyi gideren, denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne GÖNDERİLMESİNE;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.