Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2020/2619 E. 2021/16710 K. 28.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2619
KARAR NO : 2021/16710
KARAR TARİHİ : 28.10.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : Düşme

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahalli mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında bozma kararına uyulması ya da uyulmaması yolunda bir karar verilmemiş ise de; hüküm kısmında açıkça direnme kararı verilmediği, sanıkların bozma kararına karşı savunmalarının alındığı görülmekle, verilen hükmün özde direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hüküm olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Oluş ve dosya kapsamına göre, katılan …’ın aşamalarda alınan ifadelerinde, 2001 yılında faizle para aldığı sanık …’den daire satın almak için 2003 yılının Şubat ayında da 3 aylığına %10 faizle 250 milyar TL borç alıp karşılığında sanığa her biri 125 milyar TL miktarlı, vade tarihleri 10-20 Haziran 2003 olan 2 adet ve her biri 12 milyar 500 milyon TL miktarlı faiz çeki olarak tabir ettiği 6 adet çek verdiğini, 6 adet çekin, 10 Haziran 2003 tarihinde ödenmesi gereken çekin ayın sonuna doğru elden ödediğini ancak ikinci taksiti süresi geldiğinde ödememesi üzerine sanık …’in borcun ödenmesi konusunda tehdit edip sıkıştırmaya başladığını, sanık …’in 23.06.2013 tarihinde sanıklar …, …, … ve hakkında tefrik kararı verilen …’ı gönderip şarküteride çalışan katılanı zorla kendi iş yerine getirdiği, iş yerinin kapısına kapatarak “bunların sebebi sensin ölüm senin için daha iyi neler yapacağımızı anlayamazsın… yürü seni yok edeceğim diyerek tehdit ettiği, sanıkların kalkmak isteyen katılanı iterek oturmaya zorladıkları ve adli emanete alınan toplam 478 milyar TL olan 10 adet çek imzalattıkları, devam eden süreçte de, katılandan aldıkları çekler ve bono karşılığında katılanın ve vefat eden katılan annesi … adına kayıtlı taşınmazların kendilerine devredilmesine zorlayarak bu şekilde sözkonusu taşınmazların devirlerinin yapıldığına” ilişkin kararlı ve tutarlı anlatımlarının, tanıklar … ve …’nın anlatımlarıyla doğrulandığı, buna karşılık sanık …’in soruşturma aşamasında katılana ev alması için borç para verdiğini ve davaya konu çekleri borca karşılık aldığını, taşınmazları ise borcunu ödeyemeyen katılanın ve annesinin kendi istekleriyle devirlerini yaptıklarını, bozma öncesi alınan ifadesinde ise katılan … ile ortak inşaat yaptıklarını buna karşılık katılana 600.000 amerikan doları para verdiğini inşaat işini yürütemediklerini bu nedenle orca karşılık çekleri aldığı, sanık …’in ise soruşturma aşamasında sanık …’e ait matbaa şirketinin müdürü olduğunu, sanık …’in şehir dışında olması nedeniyle katılanların borçları karşılığında taşınmazları adına devir yaptıklarını, bozma öncesi duruşmada ise, sanık … ile katılan … arasındaki hukuki ilişkinin detayını bilmediğini, vefat eden katılan …’ye 90.000 TL ödeyerek 3 adet taşınmazını satın aldığına ilişkin çelişkili savunmalarının dışında, katılanla aralarında hukuken korunan bir hukuki ilişki bulunduğuna veya böyle bir hukuki ilişkinin tarafı olduklarına dair herhangi bir belge sunamadıklarının anlaşılması karşısında, somut olayda sanıkların eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 496/1. maddesiyle; 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 148/2, 149/1, 109/2-3. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak olaya uygulanması ile cezaların ayrı ayrı tespit edilip 5252 sayılı Yasa’nın 9/3. maddesi uyarınca önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle sanıkların sübut bulan yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından lehe olan yasa maddelerince mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şeklide karar verilmesi,
2-Kabule göre de, sanıklara yüklenen 765 sayılı TCK’nın 496/1. maddesinin gerektirdiği zamanaşımı süresinin aynı Yasa’nın 102/2, 104/2. maddelerine göre hesaplanması gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin (kendi adına ve katılan … mirasçısı sıfatıyla) temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 28.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.