Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2021/11558 E. 2021/13764 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11558
KARAR NO : 2021/13764
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

(KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİ)

Silahla kasten yaralamaya teşebbüs ve silahla kasten yaralama suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 62/1 (5’er kez) ve 35/2. (3 kez) maddeleri uyarınca 3 defa 7 ay 15 gün ve 2 defa 1 yıl 3 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Şarköy Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli ve 2016/68 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararlarına karşı Adalet Bakanlığının 14.06.2021 tarihli ve 2020/1873 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2021 tarihli ve 2021/80813 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 22.03.2017 tarihli ve 2016/7143 esas, 2017/3141 sayılı ilamında yer alan “…Sanık … hakkında aynı suç işleme kararı altında ve birbirinin devamı olan olayda, mağdur Sezgin’e yönelik gerçekleşen birden fazla eylemin tek bir suça vücut vereceği ancak failin fikri içtima hükümleri uyarınca en ağır eyleminden dolayı cezalandırılacağı gözetilmeden, somut olayda sanığın hem kasten yaralama hem de silahla kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayini hususunda mahallinde kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede;..” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
1) Dosya kapsamına göre, müştekiler ilk ifadelerinde sanığın kendilerini bıçakla yaralamaya teşebbüs ettikten ve kendileri olay yerinden ayrıldıktan beş dakika sonra yanına 6-7 kişi alarak bu defa kendilerini bıçakla yaraladığına ilişkin beyanda bulunmuş ise de, 06.01.2016 tarihli kolluk araştırma tutanağının incelenmesinden, olay yerindeki esnafın çevrede tarafları yatıştırmaya çalışan ve merakla olayı izleyen bir kalabalığın olduğu yönünde bilgi verdiğinin, müştekilerin kollukla yaptığı sonraki görüşmede kendilerini darp eden başkaca kişiler olup olmadığından aslında … olamadıkları, çevredeki kalabalığın kendilerini ayırmaya çalışmış da olabileceğine dair beyanda bulunduklarının anlaşılması karşısında, yaralamaya teşebbüs ile yaralama eylemleri arasında beş dakika geçtiği ve sanığın yeni bir suç işleme kastıyla hareket ettiğine ilişkin müştekilerin kolluk araştırma tutanağına yansıyan beyanlarıyla çelişen ilk ifadeleri dışında, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı herhangi bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın elindeki bıçakla müştekiler …, … ve … …’ı önce yaralamaya teşebbüs etmesi, sonrasında ise müştekilerden
… ve …’ı bıçakla kasten yaralaması şeklinde gerçekleşen eylemlerinin aynı suç işleme kararı altında ve aynı zaman dilimi içerisinde, aynı mağdurlara yönelik gerçekleşmesi nedeniyle tek suça vücut vereceği, ancak failin 5237 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri uyarınca en ağır eyleminden dolayı cezalandırılacağı gözetilerek, sanığın yalnızca müştekiler … ve …’a karşı gerçekleştirdiği silahla kasten yaralama, …’a karşı gerçekleştirdiği silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, müştekiler … ve …’e karşı birbirinin devamı olarak gerçekleşen eylemler yönünden hem silahla kasten yaralama hem de silahla yaralamaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde,
2) Sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından hüküm kurulurken temel cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, anılan Kanun’un 86/1. maddesi gereğince belirlenmesinde,
3) Mevcut genel adli muayene raporlarına göre mağdurların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları nazara alındığında, sanık hakkındaki tamamlanmış kasten yaralama suçların ilişkin temel cezaların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, anılan Kanun’un 86/1. maddesi gereğince belirlenmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararların bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA

Oluşa, tüm dosya kapsamı ile, sanığın önce …, … ve …’ı bıçakla yaralamaya kalkıştıktan sonra olay yerinden ayrılıp beş dakika kadar sonra olay yerini kalabalıklaşması ile birlikte bu defa … ve …’ı bıçakla basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaraladığının anlaşıldığı olayda, sanığın mağdurlar … ve …’i kasten yaralamaya yönelik birden çok eyleminin aynı suç işleme kastıyla çok kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştirilmesi nedeniyle, olay bir bütün olarak değerlendirilerek sanığın mağdurlar … ve …’e yönelik eylemlerinin hem de silahla kasten yaralamaya teşebbüs hem de tamamlanmış silahla kasten yaralama olarak değerlendirilerek sanık hakkında mağdurlar … ve …’e yönelik hem silahla kasten yaralamaya teşebbüsten hem de silahla kasten yaralama suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmasında isabet görülmemiştir.
Bununla birlikte, sanık hakkında kasten yaralamaya teşebbüs suçundan hüküm kurulurken temel cezanın TCK’nin 86/2. maddesi gereğince belirlenmesi gerektiği gözetilmeden TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenmesi de isabetsizdir.
Ayrıca, sanık hakkında tamamlanmış kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken mağdurların adli raporlarında yaralanmalarının basit tıbbi müdahale ile giderilebileceğinin bildirildiği halde temel cezanın TCK’nin 86/2. maddesine göre belirlenmesi yerine TCK’nin 86/1. maddesine göre belirlenmesinde de isabet görülmemiştir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden Şarköy Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli ve 2016/68 Esas, 2017/411 Karar sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince KANUN YARARINA BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.