YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2582
KARAR NO : 2021/5722
KARAR TARİHİ : 21.04.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; …. İcra Müdürlüğünün 2017/3043 Esas numaralı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının 31/07/2017 tarihli itirazı ile takibin durduğunu, davalının hiçbir borcu bulunmadığı gerekçesiyle borca ve ferilerine itiraz ederek durdurduğunu, davalının takibe konu borcunun kurumun 2007/3-2017/3 tarihleri arası yapılan yersiz ödemesinden kaynaklandığını, yersiz ödemenin davalıya 26/04/2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme olmaması üzerine icra takibine geçildiğini, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu nedeniyle …’nün davaya dahil edilmesi gerektiğini, davanın haksız ve yersiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini, ilgili kurumun davalının maaşının kesilmesi gerektiğini bilmesi gerektiğini, bunu bilseydi çalışmayı bırakacağını, hiç çalışmayacağını, işlemlerin geriye dönük 5 yıllık istenebileceğini, zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; “Davanın kısmen kabulü ile; davalının …. İcra Müdürlüğü’nün 2017/3043 Esas sayılı icra dosyasında takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte 65.598,94 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-İcra inkar tazminatı talebinin reddine, ” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; “Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, ” karar verilmiştir.
TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyada bulunan işveren kurum belgeleri ve kurum kayıtlarına göre davalının emekli aylığı almakta iken İş Kanununa tabi çalışmalarının bulunduğu bu çalışmalarının da 25/06/2006-14/07/2017 tarihleri arasında devam ettiğinin davacı kurum tarafından ispatlanmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkili kurum tarafından bu tarihler arasındaki yersiz ödeme için davalıya bildirim yapıldığı, bu bildirime rağmen davalı tarafından ödenmediğini, ayrıca yapılan icra takibine de davalının haksız olarak itiraz ettiğini, kurum adına talep edilen icra inkar tazminatının da mahkemece gerekçe gösterilmeden reddedilmesinin de usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilini … tarafından yada işveren … tarafından yapmış olduğu çalışma karşılığı emekli maaşının kesileceğinin müvekkiline bildirilmiş olsaydı müvekkilinin bir dakika bile … de çalışmayacağının akıl ve mantığın gereği olduğunu, müvekkilinin … den aldığı ücretten daha fazlasını özel işyerlerinin herhangi birisinden çalışarak dahi rahatlıkla kazanabileceğini, dolayısıyla müvekkilinin … de çalışmasından dolayı emekli maaşı ödemesinin yersiz ödeme haline gelmiş ise bunun tamamen devletin kurumları olan … ve …’nün ağır kusur ve ihmalinden kaynaklandığını, dava konusu olayın nedeninin 5335 Sayılı Yasanın devletin kendi organları yani davacı … ile işveren … tarafından bilinmemesi ve yanlış uygulanması olduğunu, bu nedenle …’nün öncelikle davaya dahil edilmesi yada davanın üniversiteye karşı ihbar edilmesini talep etmelerine rağmen mahkemece taleplerinin her seferinde reddedildiğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin emekli maaşını almakta haksız olduğu kabul edilse dahi … 1. İcra Müdürlüğünün 2017/3043 esas sayılı dosyası ile müvekkilinin ancak 5 yıllık zamanaşımı süresi nedeniyle son 5 yıla ait ve kurum hatalı işleminin ilgiliye tebliğ tarihinden itibaren 24 ay içerisinde faizsiz olarak ve 24 aylık sürenin sonunda ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak kanuni faizi ile geri istenebileceğini belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
IV-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı vekilinin tüm; davacı kurum vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Eldeki davada, 4-a kapsamında yaşlılık aylığı almakta iken 4-c kapsamında çalışması nedeniyle yersiz ödenen aylıkların tahsiline yönelik davalı borçlu aleyhine girişilen icra takibine vaki itirazın iptali, %20 icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkin olup, takibe konu alacakların likit, yani belirgin olması, başka bir anlatımla, hak etmediği giderlerin her ay kendisine ödenen borçlunun herhangi bir hesaplamaya gerek olmaksızın yalnız başına borç miktarını belirleyebilecek durumda olması karşısında; borçlunun icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmelidir.
Yersiz ödendiği ileri sürülen aylıkların Yasal faiziyle birlikte tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında, davanın Yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, hüküm altına alınan tutarın % 40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüştür. (02.07.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 11. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “yüzde kırkından” ibaresi “yüzde yirmisinden” şeklinde değiştirilmiştir.) İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, yersiz ödenen ve icra takibine konu yapılan aylıkların takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit, dolayısıyla, likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, davacı alacaklı Kurum yararına hüküm altına alınan tutar üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan icra inkar tazminatına yönelik istemin reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen İlk Derece Mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, Üyeler … ve …’ın muhalefetlerine karşı, Başkan … ile Üyeler … ve …’ın oyları ve oy çokluğuyla, 21/04/2021 gününde karar verildi.
KARŞI OY
1.Somut uyuşmazlıkta, emekli olan davacının emeklilikten sonra başka kamu kurumunda çalışması nedeni ile yersiz ödemeler için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96/a maddesi uyarınca icra takibi yapmış, sigortalı davalının itirazı üzerine ise itirazın iptali ve takibin devamı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, yersiz ödemenin sigortalı hatasından değil, kurum hatasından kaynaklandığı, bu nedenle yersiz ödemenin 5510 sayılı Kanunu’nun 96/b maddesi uyarınca istenebileceği gerekçesi ile itirazın kısmen kabulüne, bu maddeye göre hesaplanan yersiz ödeme miktarı yönünden takibin devamına, ancak alacağın varlığının ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, likit olmadığı gerekçesi ile icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş, tarafların istinaf etmeleri üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
3.Kararın taraf vekilleri temyizi üzerine, çoğunluk görüşü ile kurum hatasından kaynaklanan ve takibin devamına karar verilen miktarın likit olduğu ve davacı kurum lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile ilk derece mahkemenin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4.Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ise; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez Y.HGK. 14.07.2010 gün ve 2010/19-376 E, 2010/397 K).
5.5510 sayılı Kanunu 96. Maddesi uyarınca “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler:
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
6.Somut uyuşmazlıkta davacı kurum yersiz ödeme için 96/a bendi uyarınca geriye doğru on yıllık ve bunun faizini de hesaplayarak davalı sigortalı aleyhine takip yapmış, ancak yargılama sırasında yersiz ödemenin kurumun hatasından kaynaklandığı saptanarak geriye doğru beş yıllık sürede ödenen toplam miktar yönünden takibin devamına karar verilmiştir.
7.Davalı sigortalının geriye doğru kendisine aylık ödenen miktarları, kayıtlar kurumun elinde olması nedeni ile bilmesi olanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki kurum sigortalı hatasından kaynaklandığını belirterek 10 yıllık ve faizi için icra takibi yapmıştır. Ancak sigortalı hatası olmadığı için beş yıllık ve faizsiz takibin devamına karar verilmiştir. Bu durumda icra takibine konu miktar değişmiş ve likit olmaktan çıkmıştır. Kurumun kendi hatasından dolayı icra takibi sonrası sigortalından icra inkar tazminatının talep etmesinin koşulları yoktur.
8.Sonuç olarak İlk Derece Mahkemesinin icra inkar tazminatına karar vermemesi yerinde olduğundan, çoğunluğun bu yöndeki bozma gerekçesine katılınmamıştır. 21.04.2021