YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/8727
KARAR NO : 2021/6389
KARAR TARİHİ : 17.05.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, davacının 4 yıl 6 ay 16 günlük fiili hizmet zammı süresinin sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilmesi, emeklilik yaş haddinden de düşülerek, 06.10.2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-3 maddesi gereğince kabulüne, …. İş Mahkemesinin 2018/106 E., 2019/74 K. sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili; müvekkilinin askeri öğrenci olarak adım attığı Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 5434 sayılı Kanuna tabu olarak muvazzaf subay ( pilot ) olarak çalıştığını ve 17/10/2012 tarihinde istifa ederek bu görevinden ayrıldığını, istifa sonrasında özel bir havayolu şirketinde çalışmaya başladığını ve hala bu şirkette çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin 4/A ve 4/C statüsündeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi, yıpranmaya tabi fiili hizmet süresinin tesbiti bu sürenin hizmet süresine eklenmesi ile denk gelen sürenin sigortalılık başlangıç tarihinden ve yaş haddinden geriye çekilmesi ve emeklilik tarihinin tesbiti için davalı kuruma dilekçe ile başvurulduğunu, Sıhhiye SGK nin 27/02/2018 tarihli yazısı ile müvekkilinin 51 yaşını doldurduğu tarihte emekli olabileceğinin bildirildiğini, verilen cevaba göre müvekkilinin emeklilik tarihinin 51 yaşını doldurduğu 22/04/2024 tarihi olduğunu verilen cevabın hatalı olduğunu, Emekli Sandığına tabi olanların fiili hizmet zammı uygulamalarının 08/09/1999 tarihinden önce veya sonra işe başlamalarına göre değişiklik gösterildiğini, 08/09/1999 tarihinden önce işe başlayanların hak ettikleri fiili hizmet süresi zamlarının tamamının hem sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesi hem de emeklilik yaş haddinden indirilmesi gerektiğini, 08/09/1999 tarihinden sonra işe başlayanların 5510 Sayılı Kanunun 40. Maddesinde tabi olacaklarını, 5510 sayılı Kanunun geçici 7. Maddesinin 8. Fıkrasında aynen Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre itibari hizmet süresine müstahak kadro ve görevlerde bulunanlardan bu Kanunun 4. Maddesinin 1. Fıkrasının c bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin itibari hizmet süreleri hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerinin uygulanmasına devam edilir, denildiğini, ayrıca konu hakkında aynı kanunun geçici 4. maddesinde de düzenleme yapıldığını, müvekkilinin hizmet başlangıç tarihinin 15/05/1991 olduğunu, 1636 gün yani 4 yıl 6 ay 16 gün olan fiili hizmet zammı süresinin bu tarihten geriye çekilmesi gerektiğini, geri çekildiği zaman müvekkilinin hizmet başlangıç tarihinin 30/10/1986 tarihi olacağını, bu hizmet başlangıç tarihine göre müvekkilinin emeklilik yaşının 49 olacağını, 49 yaşını doldurduğu tarihin ise 22/04/2022 olacağını, hizmet başlangıç tarihi eksik geri çekildiği gibi fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden hiç indirilmediğini belirterek, müvekkilinin hak etmiş olduğu 1636 gün yani 4 yıl 6 ay 16 günlük fiili hizmet zammı süresinin tamamının sigorta başlangıç tarihinden geri çekilmesini, geri çekilmesi neticesinde bulunacak emeklilik yaş haddinden de düşülerek emeklilik tarihinin 06/10/2017 olarak tesbit edilmesi gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; “davanın kabulü ile, davacının 06/10/2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine” şeklinde karar verilmiştir
B-BAM KARARI
“Dava konusu olayda; davacının çalışmalarının devam ettiği, bu nedenle işten ayrılma şartının yerine getirilmediği, davacının 10/01/2018 tarihinde Kuruma müracaat ederek emekli olabileceği tarihi sorduğu, Kurumun fiili hizmet zammını sigorta başlangıcından geriye götürdüğü, ancak yaştan aynı süreyi indirmeden cevap verdiği, halbuki 2829 sayılı Kanun gereği 15/05/1991 – 14/11/2012 tarihleri arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığı hizmetleri birleştirilen davacının 4 yıl 6 ay 16 gün fiili hizmet zammı süresinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5, 6 ve 39’uncu maddeleri kapsamında itibari hizmet kabul edilerek yaş haddinden de indirilmesi ve buna bağlı olarak, işten ayrıldıktan sonra tahsis talebinde bulunması halinde bu tarihi takip eden aybaşından itibaren davacıya aylık bağlanması gerekmektedir.
Davacının işten ayrılmamış ve tahsis talebinde bulunmamış olması karşısında yaşlılık aylığına hak kazandığı tarihin tespiti ile ilgili hüküm kurulması hatalı olmuştur.
O hâlde, istinaf taleplerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyada mevcut deliller hüküm kurmak için yeterli olduğundan delil toplanmasına ve duruşma açılmasına gerek olmaksızın davanın kısmen kabulü yönünde yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği” belirtilerek, “1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-3 maddesi gereğince kabulüne,
… 13. İş Mahkemesinin 2018/106 E., 2019/74 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
2-Davanın kısmen kabulü ile,
a-Davacının hak etmiş olduğu 4 yıl 6 ay 16 günlük filli hizmet zammı süresinin tamamının, sigorta başlangıç tarihinden geriye çekilerek ve yaş haddinden de aynı süre düşülerek emeklilik tarihinin tespitine,
b-Davacının, 06/10/2017 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti talebinin, işten ayrılma ve tahsis talebinde bulunma şatları gerçekleşmediğinden REDDİNE,” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili tarafından; Bölge Adliye Mahkemesince hatalı ve hukuka aykırı olarak hüküm kurulduğu, taleplerinin davacının emekli aylığı talep edebileceği tarihin tespiti istemi olduğu, istinaf kararının temelini oluşturan, davacının emekli aylığı tahsis talebinde bulunmayışı ve işten ayrılmamış olması hususlarının, emekli aylığı bağlanabilecek tarihin tespiti için açılan davalar açısından bir dava şartı teşkil etmediği, aylık bağlanmasına yönelik bir taleplerinin olmamasına karşın, davayı açmakta hukuki yararlarının olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinde; 22/04/1973 doğumlu davacının, 15/05/1991 – 14/11/2012 tarihleri arasında 21 yıl 5 ay 29 gün (7739 gün) 5434 sayılı Kanun kapsamında, 03/12/2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olduğu, 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığının 4 yıl 6 ay 16 gün fiili zammı ile birlikte 26 yıl 15 gün (9375 gün) olduğu, davacı vekilinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamındaki çalışmaları devam ederken 10/01/2018 tarihinde Kuruma müracaat ederek, “davacının 5510 sayılı Kanunun 4/1-a ve 4/1-c maddeleri kapsamındaki hizmet sürelerinin birleştirilmesi, fiili hizmet süresi zammına tabi olarak geçen sürelerin hesaplanarak, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi ve tabi olduğu yaş haddinden düşülmesi sonucunda emekli olabileceği tarihin bildirilmesini” talep ettiği, Kurumun 27/02/2018 tarih, 242251 sayılı cevabi yazısında; “yaşlılık aylığı için 51 yaşı, 22/04/2024 tarihinde dolduracağından, şartların tamamlanması halinde başvurulması gerektiğinin” belirtildiği anlaşılmakla, davacı yanın 10.01.2018 tarihli talebinin, emekli olacağı tarihin bildirilmesine ilişkin olması, Kurum kayıtlarında, tahsis başvurusu niteliğinde bir başvurunun olmadığının anlaşılması karşısında, davalı Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
… Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin, hüküm fıkrasının 2. numaralı bendinin vekalet ücretine ilişkin e fıkrasının silinmesine,
Yargılama giderine ilişkin olarak ise, aynı bendin g fıkrasında yer alan “Davacı tarafından yapılan 483,00 TL yargılama giderinden, 241,50 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,” ibaresinin silinmesine yerine “Davacı tarafından yapılan 483,00 TL yargılama giderinin, davacı üzerinde bırakılmasına” yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.