YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4333
KARAR NO : 2021/6392
KARAR TARİHİ : 17.05.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Mahkemesi : … Anadolu 18. İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın temyizen incelenmesi davalı Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili; Davalı Kurumca, dava dışı … Elektrik San. İmalat ve Taah. A.Ş.’nin (Eski unvanı … Elek. San. İmal. Ve Taah. A.Ş.)prim borcu sebebiyle, müvekkili hakkında anılan şirketin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle, 9 adet ödeme emrinin tebliğ edildiğini, sözkonusu ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradığını beyanla, ödeme emirlerinin iptalini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili; davanın menfi tespit davası mı ödeme emrinin iptali davası mı olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, her iki davanın birlikte görülemeyeceğini, davacının itirazının yerinde olmadığını, davanın yasal süresinde açılıp açılmadığının incelenmesi gerektiğini, yasal süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, ödeme emrinin iptali davası bakımından davalı kurum alacağına ilaveten %10 zamla tahsiline, menfi tespit davası bakımından %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile; … SGK Merkezi tarafından düzenlenen ve davacı hakkında başlatılan 20/09/2018 tarih 0012992 kart numaralı 2007/017885, 2007/017886, 2007/017887, 2009/012377, 2011/012453, 2015/019650, 2015/019651, 2015/019652, 2015/019653 takip numaralı ödeme emirlerinin zamanaşımı nedeni ile iptaline karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, karar verildi.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili tarafından; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zaman aşımını kesen hallerin araştırılması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının, şirket borçlarından sorumluluğu olan kişilerden olduğunu, zaman aşımının kurumun yetkili organlarının anılan borcun borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı tarihten başlatılması gerektiğini belirterek kararın bozulması talep edilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Dava dosyası incelendiğinde, 03.10.2018 tarihinde açılan eldeki davada, davacı tarafından, dava dışı … Elektrik San. İmalat ve Taah. A.Ş.’nin 2001/02 ve 2003/06 dönem aralığına ait prim borçlarına ilişkin olarak, 20.09.2018 tarih, 0012992 kart numaralı, 2007/017885, 2007/017886, 2007/017887, 2009/012377, 2011/012453, 2015/019650, 2015/019651, 2015/019652, 2015/019653 takip no’lu toplam 9 adet ödeme emrinin zamanaşıma uğradığından bahisle iptalinin talep edildiği, Mahkemece zamanaşımı nedeniyle ödeme emirlerinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yine davacı tarafından, Kuruma yönelik olarak, 23.03.2016 tarihinde, … Anadolu 18. İş Mahkemesinin 2016/176 Esas , 2017/455 Karar sayılı dosyasına kayden, açılan ödeme emrinin iptali davasında, taraf, sebep ve konusu aynı olan eldeki davaya da konu olan 2007/017885 ve 2015/019650 takip sayılı 2 adet ödeme emrinin zamanaşımı nedeniyle iptalinin talep edildiği, Mahkemece ödeme emirlerinin zamanaşımına uğradığından iptaline karar verildiği, verilen kararın da Dairemizin 2020/4353 Esas, 2021 4125 Karar, 29/03/2021 günlü kararıyla onanmak suretiyle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 114/1-i maddesinde tanımlanan şekilde “aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış “olması da dava şartıdır. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Hemen belirtilmelidir ki, kesin hükmün amacı; kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez.
Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz.
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de; (Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay’da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.
Maddi anlamda kesin hükmün koşulları 1086 sayılı HUMK’nun 237. maddesinde açıklanmıştır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur.
6100 sayılı HMK’nun 303/1. maddesi de “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde benzer bir düzenleme içermektedir.
Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması; ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı; üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır.
Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değil demektir.
Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir.
Kesin hüküm ancak konusunu teşkil eden iddia hakkında geçerli olabilir; bu nitelikteki bir hüküm nedeniyle yeniden söz konusu edilemeyecek olan, hüküm fıkrasında karara bağlanan husustur. Zira hüküm olmayan yerde kesinlik de olamaz. Bu nedenle olumlu veya olumsuz olarak karara bağlanmamış olan bir iddia her zaman yeni bir davaya konu yapılabilir.
Belirtilen açıklamalar ışığında, Mahkemece, eldeki davaya konu ödeme emirlerinden 2007/017885 ve 2015/019650 takip sayılı 2 adet ödeme emrine ilişkin olarak, taraf, sebep ve konusu aynı olan davacı tarafından, … Anadolu 18.İş Mahkemesinin 2016/176 Esas , 2017/455 Karar sayılı dosyasına kayden açılan ve kesinleşen dava dosyası dikkate alınarak, kesin hüküm nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizdir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17/05/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.