YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/10761
KARAR NO : 2021/13836
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Sanık hakkında, katılanı kasten yaralama suçundan CMK’nin 223/2-d maddesi uyarınca beraatine,
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık hakkında hüküm kurulurken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; … de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarihli ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, bu ilkelere uyulmadan, her iki tarafın olaya ilişkin anlatımlarında derin farklılıklar olmasına rağmen hangi gerekçe ile hangi beyana üstünlük tanındığı denetime imkan verilecek şekilde tartışılmadan, katılandaki yaralanmanın hangi sanıktan/sanıklardan sadır olduğu, ayrıca sanıklar arasında iştirak ilişkisi kurulup kurulmadığının, denetime imkan verecek şekilde tartışılıp, ulaşılan vicdani kanaat tutanaklara yansıtıldıktan sonra sanık … hakkında hüküm kurulması gerekliliği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Sanığın aşamalardaki savunmalarında olay yerine gittiğinde katılanın küfür ettiğini, buna sinirlenerek orada bulunan çıtalardan birini alıp arabaya vurduğunu, sonrasında katılan …’in bıçak ile üzerine gelmek isteyiğinde bıçağa vurmak isterken katılana yanlışlıkla vurduğunu, ayrıca olay anında oğlu …’ın bulunmadığını, sonradan geldiğini belirttiği, tanık …’ın beyanlarının da sanığın beyanlarını doğruladığı anlaşılmış ise de, katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanlarında, tanıklar … ve … ile karakolun önünde tanık Mehmet’e ait araç içerisinde bulundukları esnada, sanık ile sanığın oğlu olan temyiz dışı sanık …’ın motorsiklet ile geldikleri, önce sanığın elindeki tahta sopa ile içinde bulundukları arabaya saldırdığını, arabanın camlarınn kırıldığını, sonrasında …’ın kendisini demir parçası ile darp ettiğini, sanığın da elindeki tahta ile tanık Mehmet’i darp ettiğini belirttiği, tanıklar … ile …’ın bu beyanları doğruladığı ve katılanın yaralanmaları hakkında, Çanakkale Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 17.12.2015 tarihli raporda “sol frontoparietal bölgede 5-6 cm’lik kesi, burunda 1 cm’lik laserasyon, sol infraorbital ekimoz, nasal dorsumda hassasiyet mevcut olduğunun” belirtildiği, rapordaki bulguların, yaralanma sayısının katılanın beyanıyla uyumlu olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eylemi açısından 5237 sayılı TCK’nin 25. maddesinde düzenlenen meşru müdafaa koşullarının oluşmadığı, sanık lehine TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu tartışılarak, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, sanığın savunması esas alınarak yazılı şekilde yasal ve yerinde olmayan gerekçe ile sanığın beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 02.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.