YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5317
KARAR NO : 2021/6230
KARAR TARİHİ : 06.10.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekili başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen 31/08/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
K A R A R
Davacı vekili 11.01.2018 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusunda; 17.12.2015 tarihinde sigortası bulunmayan aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminat alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değerini 82.607,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davanın kabulü ile 82.607,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 14.11.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazın reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeni ile sürekli işgöremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Haksız fiile dayalı tazminat davalarında kusurun belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Kaza tespit tutanağında, 17.12.2015 tarihinde meydana gelen kazada 09 ZG 261 plakalı motosiklet sürücüsü …’ın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrilen motosikleti ile takla atarak yolun diğer tarafında yürüyen yaya …’a çarptığı, kazada 09 ZG 261 plakalı ve … poliçesi bulunmayan davalıya sigortalı araç
sürücüsünün KTK 52/1-b kusurunu ihlalden asli ve tam kusurlu olduğu, davacı yaya …’ın ise kazada kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir İlgili hakem heyetince bu tutanak kusur tespiti açısından yeterli görülerek kusur konusunda herhangi bir kusur raporu aldırılmamıştır.
6100 Sayılı HMK’nun 266. maddesine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Trafik kazalarında kusur oranlarının belirlenmesi uzmanlığı gerektiren konulardandır.
Açıklanan nedenlerle, Hakem heyetince kusur konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi heyetinden, … Çocuk Mahkemesi 2016/109-262 sayılı ceza dosyası da dosya içerisine alındıktan sonra, buradaki beyanlar dikkate alınarak ve var ise alınmış hükme dayanak raporlar da değerlendirilmek suretiyle davalı yanın somut itirazlarını da karşılar nitelikte kusur raporu alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu konuda herhangi bir inceleme yapılmadan eksik incelemeyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; 17.12.2015 kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği yürürlükte olup davacı tarafından dosyaya ibraz edilen ve hükme esas alınan Dokuz Eylül Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Bilirkişi Kurulu tarafından hazırlanan 20.06.2017 tarihli raporun Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre tanzim edilmiş bir rapor olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınan rapor kaza tarihinde yürürlükte olmayan mevzuata göre düzenlenmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için, Adli Tıp Kurumu’ndan ya da üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıkları’ndan olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.