Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2018/6693 E. 2021/8665 K. 18.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/6693
KARAR NO : 2021/8665
KARAR TARİHİ : 18.10.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık

Sanıklara yüklenen suçlardan doğrudan zarar gören, bozma ilamı sonrası 05.02.2016 havale tarihli dilekçesi ile katılma talebinde bulunarak katılma iradesini ortaya koyan ve hükmü temyiz eden şikayetçi kurumun davaya katılan olarak kabulüne karar verilmesi gerekirken, talep hakkında herhangi bir karar verilmeden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, 5271 sayılı CMK’nin 260/1. maddesi gereğince, hükmü temyiz yetkisi bulunan şikayetçi … Mal Müdürlüğü‘nün CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca davaya katılan olarak, Hazine vekili Av. …‘in de katılan vekili olarak kabulüne karar verilerek ve katılan vekilinin temyiz dilekçesinin içeriği itibarıyla temyiz isteminin beraat hükümlerinin esasına, mahkûmiyet hükümleri yönünden ise katılan … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi istemine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Sanıklar … ve … hakkında verilen 15.10.2012 tarihli mahkûmiyet hükümlerinin, katılan … vekili tarafından da temyiz edilmesi karşısında; “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık” suçu yönünden, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle bozma ilamı sonrası fazla adli para cezasına hükmolunmak suretiyle aleyhe hüküm kurma yasağının ihlal edildiğine yönelik tebliğname düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1)Bozmaya uyularak yapılan yargılamada, suç tarihinde … Devlet Hastanesi’nde doktor olarak görev yapan sanıklar … ve … tarafından, vize işlemlerinin tamamlanması nedeniyle İlçe Semt Polikliniği deposunda imha edilmek üzere sanık … tarafından bekletilen 995 kişiye ait yeşil kart sağlık karnesi fotokopilerinin alınarak, hastanede otomasyon görevlisi olarak görev yapan sanıklar …, …, …, … ve … aracılığıyla rastgele doktor adı, tanı ve tedavi uygulandığı gösterilerek sisteme girişlerinin yapılıp faturalandırıldığı, faturaların hastane başhekimi olarak görev yapan sanık … tarafından imzalandığı, faturaların döner sermaye payının hesaplanması için tıbbi sekreter olarak çalışan sanıklar … ve …’ya gönderildiği, bu sanıklar tarafından düzenlenen ödeme emirlerinin aynı zamanda tahakkuk memuru olarak görev yapan sanık … tarafından ve harcama yetkilisi olarak o tarihte başhekim olan sanık … tarafından 02.01.2009 tarihinde imzalanarak ödeme için 2 nolu döner sermaye saymanlığına verildiği, ancak daha sonra durum farkedilince fazla tahakkuk edilen miktara ilişkin ödemenin durdurulduğundan bahisle, sanıklar hakkında döner sermayeden fazla gelir elde etmek amacıyla iştirak halinde “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında; sanık …’nın aşamalarda alınan savunmalarında, İlçe Semt Polikliniğinde otomasyon sistemi olmadığı için, poliklinikte muayene edilen hastaların döner sermaye girişlerinin de … Devlet Hastanesi’nden yapıldığını, yıl sonu olması nedeniyle sisteme girişlerin ivedilikle tamamlanması gerektiğinden, suç tarihinde diğer sanık … ile birlikte mesai sonrası poliklinik binasına giderek muayene olmuş hastalara ait olduklarını düşündükleri yeşil kart sağlık karnesi fotokopilerini alarak hastaneye geldiklerini ve otomasyon görevlisi sanıklar aracılığıyla bu karnelerin rastgele doktor adı, tanı ve tedavilerle sisteme girişlerinin yapıldığını, ancak daha sonra yanlış sağlık karnelerini aldıklarını öğrendiklerini, kendisinin bu işlerle ilgilenecek herhangi birisi olmadığından hastanedeki idari işlerle ilgilendiğini, döner sermaye paylarını artırmak amacıyla böyle bir eylemde bulunmadığını, olayın yanlışlıktan kaynakladığını bildirmesi; diğer sanıkların da savunmalarında, sanık …’nın savunması ile benzerlik gösterecek şekilde beyanlarda bulunarak, gerçekte poliklinikte muayenesi yapılan hastaların bilgilerinin girilmesi halinde hesaplanacak olan döner sermaye miktarının, yapılan yanlış sonucu hesaplanan miktardan çok daha fazla olduğunu söylemeleri karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
a) Suç tarihinden önce semt polikliniğinde otomasyon sisteminin bulunup bulunmadığı, bulunmuyor ise hasta kayıtlarının sisteme girişinin devlet hastanesinde yapılıp yapılmadığı araştırılarak, ne kadar süredir işlemlerin bu şekilde devam ettiği ve bu şekilde yapılan işlemler sonucunda daha önceki tarihlerde de döner sermaye dağıtımı yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi,
b) Sisteme sehven girişleri yapıldığı bildirilen şahıslar ile ilgili yeşil kart bürosuna suç tarihinden önce herhangi bir idari işlem (yeni kayıt, yenileme vb) için başvuruda bulunulup bulunulmadığı; 2008/Aralık döneminde İlçe Semt Polikliniğinde muayene edilen, ancak sisteme giriş yapılmayan başkaca hastaların olup olmadığı, bu hastalara ait döner sermaye girişlerinin de suç tarihinden önceki ya da sonraki bir tarihte yapılıp yapılmadığının araştırılması; gerçekten muayene olan hastalara ait bilgilerin girilmesi halinde hesaplanacak döner sermaye miktarının, mevcut yanlışlık nedeniyle oluşan miktardan daha fazla olup olmadığı idareden sorulmak ya da gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilmesinden sonra; her bir sanık tarafından hangi belgelerin düzenlendiği belirlenerek, bu belgelerin sanıkların görevleri gereği düzenlemeye yetkili oldukları belgeler arasında bulunup bulunmadığı hususları da gerekçeli kararda tartışıldıktan sonra, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat ve mahkûmiyet hükümleri kurulması,
2) Sanık … yönünden; sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden önce 10.07.2017 tarihinde öldüğü belirlendiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK’nin 64/1 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Mahkûmiyet hükümleri yönünden kabule göre de;
a) “02.01.2009” olan suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında “02.01.2008-25.12.2008” şeklinde yanlış yazılması,
b) Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu 5237 sayılı TCK’nin 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlediği kabul edilen sanıklar hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 53/5. maddesinin uygulanmaması,
c) Sanıklar … ve … haklarında mahkûmiyet kararları verildiği halde, kendisini vekille temsil ettiren Hazine lehine hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanacak vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Yasaya aykırı, sanıklar … ve … müdafiileri, sanık … ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık … açısından diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun‘un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.10.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.