Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/11186 E. 2021/8763 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11186
KARAR NO : 2021/8763
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

1) Sanığın 17.10.2009 tarihinde … adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini kullanarak şikayetçiden … plakalı aracı kiraladığı ve buna ilişkin kira sözleşmesini ve kiralama sözleşmesinin ekinde yer alan iki adet bonoyu düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; sanığın aynı suç işleme kararı kapsamında, sahte sürücü belgesi ile araç kiralama ve senet imzalamaktan ibaret eylemlerinin kül halinde zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, sanık hakkında, … adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafının bulunduğu sürücü belgesi ile ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24.03.2010 tarihli 2010/15991 esas sayılı iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik suçundan İzmir 5. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı, Mahkemenin 2012/162 esas 2012/158 sayılı kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği ve kararın Dairemizin 05.11.2015 tarihli ve 2013/16381 esas, 2015/30601 karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onandığı anlaşılmakla; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurulup, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubu suretiyle karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca özel belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,
2)Kabule göre de;
a) Sanık tarafından kira sözleşmesi düzenlenirken imzalanan ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ve Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 tarihli ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı ve Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688/6 ve 689/4. (6102 sayılı TTK’nin 776, 777. md.) maddeleri uyarınca zorunlu unsur olan düzenleme yerinin bulunmaması nedeniyle resmi belge sayılmayan ve özel belge niteliğinde olan iki adet bononun da iddianame konusu yapıldığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken belge sayısı gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/898 esas sayılı ilamındaki mahkûmiyetin, 765 sayılı TCK’nin 509 ve 510. (5237 sayılı TCK’nin 155/2.) maddelerinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nin 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra bu mahkûmiyeti nedeniyle TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı veya başkaca tekerrüre esas sabıkası olup olmadığı da belirlenerek sonucuna göre sanık hakkında TCK’nin 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Anayasa mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamada gözetilmemesi
Yasaya aykırı sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından, sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.