YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5946
KARAR NO : 2021/10988
KARAR TARİHİ : 04.11.2021
MAHKEMESİ : Niğde Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Niğde Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İli … İlçesi … Mahallesi/Köyü çalışma alanında ve tapuda … adına kayıtlı bulunan eski 406 parsel sayılı 4.680 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 180 ada 28 parsel numarasıyla 5.581,56 m2 yüzölçümlü olarak; … adına kayıtlı bulunan eski 408 parsel sayılı 2660 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 180 ada 26 parsel numarasıyla 2.716,14 metrekare yüzölçümlü olarak; davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 407 parsel sayılı 2.640 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 180 ada 27 parsel numarasıyla 2.356,87 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, uygulama kadastrosu sonucunda adına kayıtlı bulunan eski 407 parsel sayılı taşınmazın, yüzölçümünün küçüldüğünü ileri sürerek dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, “… İli, … İlçesi, … Mah./Köyü, … mevki, eski 407, yeni 180 ada 27 parsel sayılı ve eski 408, yeni 180 ada 26 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptali ile, yeni 180 ada 27 parselin dosyada mevcut olan fen bilirkişisi Hasan Ali Bayizit tarafından hazırlanan 03.05.2017 tarihli raporun ekinde bulunan krokide (A) harfi gösterilen 62.85 metrekarelik kısmının yeni 180 ada 26 parsele eklenerek, 180 ada 26 parselin 2778.99 metrekare, 180 ada 27 parselin ise dere sınırının yeniden değerlendirilerek ölçülüp hesaplanması sonucunda krokide (B) harfi gösterilen 89.12 metrekarelik kısmın 180 ada 27 sayılı bu parsele eklenmesi suretiyle 2883.21 metrekare yüzölçümü olarak tapuya kayıt ve tesciline, … ili, … ilçesi, … Mah./Köyü, … mevki, eski 406, yeni 180 ada 28 parsel sayılı taşınmazın uygulama tutanağı gibi tapuya tesciline,” karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, “… Kadastro Mahkemesinin 21.08.2017 tarih ve E.2015/25-K.2017/18 sayılı kararının HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, Davacı Hazinenin davasının reddine, dava konusu … İli, … İlçesi, … Mah./Köyü, … mevkinin yeni 180 ada 26, 27 ve 28 sayılı parsellerin uygulama tutanakları gibi tapuya kayıt ve tescillerine” karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; Mahkemece, dava konusu taşınmaza ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen pafta haritası, ölçü krokisi, hesap cetveli, ölçü cetveli, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları dosya arasına getirtilmemiş; teknik bilirkişiden tesis kadastrosu ve düzeltme işlemi sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmamıştır.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Hal böyle olunca; Mahkemece amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edilmeli ve ardından harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yetersiz olup, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.