YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4895
KARAR NO : 2021/5739
KARAR TARİHİ : 21.04.2021
Bölge Adliye Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Dava, dahili davalı sigortalının davacıya ait işyerinde çalışmadığının tespiti ile Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı, kendisine ait avukatlık büro iş yerinde hizmet akdine dayalı, işçi işveren ilişkisi kurarak kimseyi çalıştırmadığını ileri sürerek, davalı Kurum tarafından, resen yapılan tescil ve sigortalı girişi işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmiştir.
Dahili davalı … cevap dilekçesi vermemiş ancak mahkeme huzurunda beyanı alınmıştır. Dahili davalı, davacıya ait işyerinde çalışmadığını beyan etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, “…, davacının, dahili davalı … ‘a kendisine ait işyerinde çalıştırmadığı, … … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 22/02/2018 tarih ve OB/24 sayılı durum tespit raporuna dayanak kurum işleminin yerinde olmadığı ve davalı kurum tarafından davacı adına resen tescil edilen 1141006 sicil nolu iş yeri tescili ve sigortalı girişi işlemlerinin iptal edilmesi gerektiği anlaşıldığından, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.” gerekçesiyle,
“Davanın kabulü ile … … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 22/02/2018 tarih ve OB/24 sayılı durum tespit raporuna dayanak kurum işleminin, davalı kurum tarafından davacı adına resen tescil edilen 1141006 sicil nolu iş yeri tescili ve sigortalı girişi işlemleri yönünden iptaline,” karar vermiştir.
Davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda, eksik inceleme sonucu verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçesi olarak ileri sürmüştür.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi tarafından, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; “… … 1. İş Mahkemesinin 10.01.2019 tarih, 2018/133 Esas – 2019/17 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Davanın reddine” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, Kurum tarafından tanzim edilen işyeri durum tespit tutanağı ve denetmen raporunun hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, davalı …’ın da söz konusu denetmen raporunu imza etmekten imtina ettiği, yine Mahkeme de de işyerinde çalışmadığını beyan ettiği, bu durumu destekler nitelikte tanık beyanlarının da olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 86’inci maddesi olup ”Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88 inci ve 89 uncu maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü öngörülmüştür.
Davaya konu somut olayda; uyuşmazlık, dahili davalı …’ın davacıya ait işyerinde çalışıp çalışmadığı ve çalıştığına ilişkin kurum tespitinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için,bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olaya dönüldüğünde, dava konusu Kurum işlemi,Kurum denetmeni tarafından davacıya ait avukatlık bürosunda yapılan 14.02.2018 tarihli fiili denetim sonunda düzenlenen durum tespit tutanağı ile bu tutanağa göre hazırlanan 22.02.2018 tarihli durum tespit raporuna dayanmakta olup 14.02.2018 tarihinde, davacının işyeri adresinde yapılan denetim esnasında, davacının bulunmadığı, işyerinde bulunan dahili davalının ise, işyerinde 07.02.2018 tarihinden itibaren çalıştığı yönünde beyanda bulunsa bile imzadan imtina ettiği belirtilmek suretiyle tutanak düzenlendiği ve bu tutanağa göre davacıya ait işyerinin ilk kez 07.02.2018 tarihinde sigortalı çalıştırmaya başladığının tespit edildiğine ilişkin durum tespit raporu düzenlendiği, bunun sonucunda davacıya ait işyerinin resen tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davalı kurum denetmeni tarafından yukarıda ifade edildiği şekilde düzenlenen söz konusu tutanağın içeriği ve düzenleniş biçimi göz önüne alındığında, aksi ispat edilinceye kadar geçerli nitelikte bir tutanak olmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dahili davalının duruşmada, davacıyı dava dışı avukat …’e ait avukatlık ofisinden beraber çalışmalarından ötürü tanıdığını ve davacının ofisi ile …’in ofisinin aynı ofis olduğu yönündeki beyanları dikkate alınmak suretiyle avukat …’in tanık olarak beyanı alınmalı, bunun dışında tespiti yapılan davacıya ait işyerine komşu ve yakın iş yerlerindeki işveren ve bordrolu çalışanlardan dava dışı sigortalının çalışmalarını … durumda olanları kolluk vasıtası ile resen tespit edilmeli, bu tür davalarda geçerli olan resen araştırma ilkesi de göz önünde tutularak, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.