YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2784
KARAR NO : 2021/6408
KARAR TARİHİ : 18.05.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Mahkemesi : … 4. İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı Kurum, 14.07.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirden oluşan kurum zararının rücuan tahsilini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili, … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/239 esas sayılı verilen kararla olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusursuz olduğunun kesinleştiğini, müteveffa sigortalı ile müvekkili arasında bir hizmet sözleşmesinin bulunmadığını, müteveffanın kendi kusuruyla olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “davanın kabulü ile, 88.374,87 TL gelirin gelir bağlama onay tarihi olan 31/05/2011 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacı kuruma ödenmesine,” karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, … 4. İş Mahkemesi’nin 2017/61 Esas 2019/230 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili, ceza davasında kesinleşen maddi olgu karşısında davalının kusurunun bulunmadığını, davalının emniyet kemeri kullandırma zorunluluğunun bulunmadığını, müteahhit olmadığı için iş güvenliği eğitimi vermesi, çalışmayı denetlemesinin söz konusu olmayacağını, işin götürü usulde verilmesi nedeniyle işveren olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan ve 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 21/1. maddesidir.
Rücu davaları, kusur sorumluluğuna dayanmakta olup, iş kazasında kusuru olanlar davacı Kurumun rücu alacağından kusurları karşılığında sorumludur. Kusurun belirlenmesinde ise; zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, konusunda uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, aynı olay nedeniyle daha önce açılmış ve kesinleşmiş tazminat ve ceza davaları varsa, bu davalardaki kusur raporları ile çelişki oluşturmayacak şekilde kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir. Kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığını ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanunun 21. maddesi, 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi (Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu 53. madde) hükmü uyarınca hukuk hakimi ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
Dosya arasına alınan ceza davasında, davalının hapis cezası ile cezalandırılarak ertelenmesine dair verilen kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 10.03.2015 sayılı ilamı ile “Sanığa ait köy yerindeki kahvehane üzerinde bulunan ikametgahın tavan kalıbı işini yapmakta olan kalıp ustası Hüseyin Karpuzcuların, olay günü 10:30 sıralarında 2.40 m yüksekten düşmesi sonucu kendinde mevcut akciğer hidatik kistinin rüptüre olmasına bağlı anafilaktik şok nedeniyle öldüğü olayın yargılaması sonunda sanığın nelerden ibaret olduğu bildirilmeyen yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesi ile mahkumiyetine karar verilmiş ise de tecrübeli bir kalıp ustası olan ölenin iş alet ve gereçleri yanı sıra iş güvenliği malzemelerini de iş sahasında hazır edip, kullanma yükümlüğü bulunması, Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İşgüvenliği Tüzüğünün 13. maddesine göre, 3 m.’den daha az yüksekliklerde kullanılması zorunluluğu bulunmayan emniyet kemeri ya da diğer iş güvenliği gereçlerinin kullanılmaması nedeniyle müteaahit olmayan sanığın sorumluluğundan bahsedilemeyecek olması ve bu nedenle, sanığa yüklenecek kusur bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi” gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrası davalının beraatine dair verilen kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ceza davasında Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin dava konusu edilen olay ile ilgili ilamı da dikkate alınarak, eldeki davada hükme esas alınan kusur raporları arasında oluşan çelişki, iş güvenliği uzmanı bilirkişiler ve konusunda uzman tıp doktoru bilirkişiden oluşacak heyetten kusur raporu alınmak suretiyle giderilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:… Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.05.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.