Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2020/2488 E. 2021/5883 K. 26.04.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2488
KARAR NO : 2021/5883
KARAR TARİHİ : 26.04.2021

Mahkemesi : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
No :
Davalılar : 1- … adına Av. …
2- …… mirasçıları: a- … b- …
c- … d- … e- … f- …

Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Onama Kararları” başlıklı 370. maddesinde; “Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay’ın, kararı düzelterek onayabileceği ile karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçenin doğru bulunmaması halinde, gerekçenin değiştirilerek ve düzeltilerek onanacağı” belirtilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin 01/11/1989 tarihi ile 11/10/1990 tarihi aralığında hizmet akdi ile çalıştığını, sigortalılık süresinin o tarihte on sekiz yaşından küçük olması nedeniyle hizmet süresine sayılmadığını, kurum tarafından başvuruya olumsuz cevap verildiğini belirterek müvekkilinin 01/11/1989 ile 11/10/1990 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine bu sürenin sigortalılık prim ödeme gün sayısından ve emekliliğe esas hizmet başlangıç tarihi olarak sayılması ile işe başlangıç tarihinin 01/11/1989 tarihi olarak kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararı, Bölge Adliye Mahkemesince, davanın hizmet tespiti istemine ilişkin olduğu, davacının 01/11/1989-11/10/1990 tarihleri arasında geçen çalışmalarının müfettiş incelemesi sonucunda iptal edilmiş olup müfettiş raporunda bu çalışmaların fiili olmadığına yönelik bir belirleme bulunmadığı gibi dosya kapsamında ifadeleri bulunan tanık beyanlarından davacının fiili olarak işyerinde çalıştığı, hizmet cetveline bakıldığında davacının dava konusu edilen dönemden sonraki çalışmalarının da benzer nitelikli işyerlerinde benzer nitelikte bir işi yaparak geçtiği, davacının liseyi terk etmiş ve öğrenimine devam etmiyor olduğu anlaşıldığından davacının 01/11/1989-11/10/1990 tarihleri arasında Ali Yılmaz’a ait 4675 sicil numaralı işyerinde çalıştığının kabul edilmesi gerektiği, 18 yaşından önceki sürelerin prim ödeme gün sayılarının hesabında nazara alınmasının mümkün olup davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını tamamladığı tarih olarak belirlenmesi gerektiği, davalı SGK Başkanlığı vekilinin lehine vekalet ücreti takdiri gerektiği yönündeki istinafı konusunda ise, verilen kararın niteliği dikkate alınarak bu hususta bir inceleme yapılmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, davacının 01/11/1989-11/10/1990 tarihleri arasında Ali Yılmaz’a ait 4675 sicil numaralı işyerinde çalıştığının tespitine, 506 sayılı Kanunun 60. maddenin (G) fıkrası dikkate alınarak davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını tamamladığı 09/02/1991 tarihi olduğunun tespitine karar verilmiş, SGK Başkanlığı’nın davadaki sıfatı karar başlığında davalı olarak gösterilerek, davanın kabulü dolayısıyla davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir.
Dava, Kuruma işveren tarafından bildirilmiş hizmet süresinin, davalı Kurum tarafından müfettiş raporuna dayalı olarak geçersiz sayılmasına dair Kurum işleminin iptaline ilişkindir. Davacının tespiti istenen döneme ilişkin hizmeti işveren tarafından süresinde aylık prim hizmet belgesi ile Kuruma bildirilerek primleri ödenmiş,hizmet cetveline işlenmiş, ancak davalı Kurumun 20.10.1993 tarihli müfettiş raporu ile, davacının ilgili dönemde 18 yaşından küçük olup, vasi tayin edilmediğinden sigortalı sayılamayacağı gerekçesi ile kuruma bildirilen bu hizmet süresi geçersiz kabul edilmiştir.
Davanın niteliği gereği Kurum davada feri müdahil olarak kabul edilemeyeceğinden, Kurumun karar başlığında davalı olarak gösterilmesi ve davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalılardan tahsiline hükmedilmesi isabetli ise de, davalı kurumun temyiz itirazı bu yönde değerlendirildiğinde gerekçe bölümünde çelişki yaratacak şekilde davanın hizmet tespiti istemine yönelik olduğuna ilişkin belirleme hatalı bulunmuştur. Uyuşmazlığın Kurum işleminin iptaline ilişkin olmasına rağmen mirasçıların davalı olarak gösterilmesi bozma sebebi yapılmamıştır.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; gerekçe bölümünde “Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.” ibaresinin silinerek “Dava, Kurum işleminin iptaline ilişkindir” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26/04/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.