YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3449
KARAR NO : 2021/5013
KARAR TARİHİ : 20.09.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyetince verilen 27/11/2019 tarih 2019/İHK-18004 sayılı kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili;davalı … şirketi nezdinde İMMS poliçesi ile sigortalı bulunan araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek, emniyet şeridinde arızalanan aracında bekleyen davacının bulunduğu araca çarpması sonucu 29/10/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda, müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını,velayet altına alındığını,sigorta şirketine tazminat ödenmesi talebiyle yapmış oldukları başvurunun sonuçsuz kaldığını, beyanla fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 5.001 TL maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunda, maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı kurulmamış olduğu ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe limitinin tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun usulden reddine, karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince İtiraz Hakem Heyeti nezdinde itiraz etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince, Uyuşmazlık hakem heyeti gerekçesine ek olarak Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre,beyin hasarı gerçekleştiğinde, kaza tarihi ile rapor tarihi arasında geçmesi gerektiği öngörülen 1 yıllık sürenin de dolmadığı, sunulan raporun kat’i maluliyet oranını göstermediği, başvuru sırasında uygun yönetmeliğe göre hazırlanmış rapor sunulmamış olması sebebiyle başvurunun dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine, karar verilmiş, itiraz hakem heyeti kararı davacı vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1- Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Davalı … AŞ, kazaya karışan karşı aracı, ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile teminat altına almıştır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “sigortanın kapsamı” başlıklı A.1. maddesi uyarınca, Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası teminat limitinin aşılması durumunda ise ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesine başvurulabilir.
Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı tarafından sunulan maluliyet raporunda, maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı kurulmamış olduğu ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçe limitinin tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verilmiş, davacı tarafın itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince UHH gerekçesine ek olarak, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre,beyin hasarı gerçekleştiğinde , kaza tarihi ile rapor tarihi arasında geçmesi gerektiği öngörülen 1 yıllık sürenin de dolmadığı, sunulan raporun kat’i maluliyet oranını göstermediği, başvuru sırasında uygun yönetmeliğe göre hazırlanmış rapor sunulmamış olması sebebiyle başvurunun dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir.
Davacı tarafından davalı sigortalı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası olan … Sigorta AŞ. aleyhine daha önce tahkim yoluna başvurularak tazminat talep edilmiş ve başvuru sonucunda Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 01/03/2019 tarih K-2019/17326 sayılı kararı ile … poliçe limiti kadar tazminatın davalı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olan Allianz Sigorta AŞ’den tahsiline hükmedilmiştir.
Dosya içerisinde gerek uyuşmazlığa konu kasko poliçesi gerekse araca ait Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince;öncelikle davaya konu kasko sigorta poliçesinin ve davacı tarafından kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı olan… Sigorta AŞ. aleyhine yapmış olduğu tahkim başvurusuna ilişkin dosyanın bulunduğu yerden getirtilerek, söz konusu dosyanın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise … poliçe limitinin ödenip ödenmediği ve … poliçe limitinin tüketilip tüketilmediği araştırılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı” başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda kaza tarihi 29/10/2017 olup davacı tarafça 10/05//2019 tarihinde davalı … şirketine başvurulup, 14/06/2019 tarihinde de eldeki tahkim dosyasında davalı tarafça zararın tazmini talep edilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun usulden reddine dair verilen karara davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre,beyin hasarı gerçekleştiğinde , kaza tarihi ile rapor tarihi arasında geçmesi gerektiği öngörülen 1 yıllık sürenin de dolmadığı, sunulan raporun kat’i maluliyet oranını göstermediği, başvuru sırasında uygun yönetmeliğe göre hazırlanmış rapor sunulmamış olması sebebiyle başvurunun dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, gerekçesiyle davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş ise de İtiraz Hakem Heyetince yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.
Eldeki dava HMK’nın yürürlüğünden sonra açılmıştır. HMK’nın 114. maddesinde dava şartları gösterilmiş, 115/2. maddesindeki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” şeklindeki düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hakim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir. HMK’nın 114. maddesinde gösterilen dava şartı olarak belirlenen bir çok hususun tarafça giderilebilecek bir noksanlık olarak görüldüğü madde gerekçesinden de anlaşılmaktadır. Aynı maddenin 2. fıkrası “Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin
hükümlerin saklı olduğu” belirtilmiştir. Dairemiz uygulamalarında sigorta davalarında örneğin dain-mürtehinden muvafakat alınması, İİK’nin 277. maddesinden kaynaklanan davada “aciz belgesi” gibi dava şartı ibrazı olarak kabul edilen hususlar bu eksiklik varsa dava usulden red edilmemekte bu eksiklik tamamlatılmaktadır.
Bu durumda 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30/23 maddesinde kanunda hüküm bulunmayan hallerde HUMK hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı HMK’nın 431. maddesinde hakem heyetinin bilirkişi seçimine karar verebileceği düzenlenmiş olduğuna göre İtiraz Hakem Heyetince, davacının tüm tedavi evraklarının dosyaya temini ve kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre maluliyet oranının belirlenmesi için rapor alınması akabinde aktüer bilirkişiden rapor alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 20/09/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.