YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17974
KARAR NO : 2021/4526
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 18/11/2016 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu maluliyet nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen 10/04/2018 günlü karara yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesince yapılan istinaf incelemesinde 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince 14/02/2019 günlü kararla esastan reddedilmiş, verilen bu kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18/11/2019 gün ve 2019/1764 esas, 2019/5367 karar sayılı ilamıyla HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair verilen karar üzerine; İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen 24/12/2020 günlü kararın HMK’nın 373. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sora tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin 06/02/2010 tarihinde davalı Bakanlığa ait ambulansta hasta olarak hastaneye götürüldüğü sırada, ambulansın kusuru ile karıştığı trafik kazasında emniyet kemeri takılı olmayan sedyenin katlanıp ters dönmesi sonucu beli ve omuriliğinin kırılarak % 100 oranında malûl kaldığını, davalı Bakanlığın istihdam ettiği ambulans şoförü ve ambulansta görevli hemşirelerin hatalarından dolayı ömür boyu yatağa bağımlı hale geldiğini, davada taşıma sözleşmesi, istihdam edenin sorumluluğu, araç işletenin sorumluluğu ve teselsül hükümlerine dayandıklarını belirterek, manevi tazminatın davacının sakat kalmasına sebep olan ambulansın işleteni olan davalı Bakanlıktan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı Bakanlık vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; davacının Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/181 esas sayılı maddi tazminat dosyasında alınan maluliyet raporuna göre beden çalışma gücünü % 100 oranında kaybettiği, bu durumun kalıcı beden hasarı niteliğinde olduğu, ambulansta yolcu olarak bulunan davacının kusursuz olduğu, maddi tazminat dosyasında verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ceza davasında alınan kusur raporuna göre kazaya karışan kamyonet sürücüsü Berat Babalı’nın asli, ambulans sürücüsü …’un tali kusurlu bulunduğu belirtilerek, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur oranı, olayın ağırlığı nazara alınarak, davanın kısmen kabulü ile 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı Bakanlık vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesince; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davalı Bakanlık vekilince temyiz edilmiştir.
Hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18/11/2019 gün, 2019/1764 esas, 2019/5367 karar sayılı ilamı ile; davalı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmiş, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince verilen davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar kaldırılarak, daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmuş, yapılan yargılama sonrasında davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, ilk derece mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2)Davacının diğer temyiz itirazına gelince;
İlk derece mahkemesince her ne kadar bozma ilamına uyulmuşsa da, bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Mahkemece bozma sonrası bozma kararındaki gerekçelerle olaya özgü somut hususlar isabetli bir şekilde değerlendirilmeden hüküm tesis edilmiş ve davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı bu kez az seviyede belirlenmiştir. Mahkemece yapılacak iş; önceki bozma kararı da dikkate alınarak olayın gerçekleşme biçimi, meydana gelen kazada davacının hiçbir kusuru bulunmaması, %100 oranında beden gücünü kaybederek ömür boyu yatağa bağlı hale gelmesi ve yukarıdaki ilkeler gözetilmek suretiyle, davacı yararına daha üst seviyede manevi tazminata hükmedilmesidir. Açıklanan nedenlerle yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.