YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7426
KARAR NO : 2021/13107
KARAR TARİHİ : 06.10.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan sanıklar … ve … müdafii ile katılan sanıklar … ve … müdafiinin ayrıntılı temyiz dilekçelerinin içeriğine göre; her iki müdafiin de sadece sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten nitelikli yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz ettikleri, katılan sanıklar …, …,… ve … hakkındaki tehdit ve kasten yaralama suçlarına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları ile sanık … hakkında hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yönelik temyiz taleplerinin bulunmadığı anlaşılmakla, bu hükümler inceleme dışı tutulmuştur.
Sanık … hakkında katılan …’a karşı kasten nitelikli yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık …’in katılan …’a karşı kasten nitelikli yaralama suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, takdiri indirim sebebinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, sanığın savunması inandırıcı gerekçelerle değerlendirilip reddedilmiş, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin; meşru müdafaaya, katılan vekilinin; suç vasfına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine vesaireye yönelen ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine ancak;
1) Sanığın eylemi nedeniyle katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ve ayrıca yüzünde sabit ize neden olduğu dikkate alınarak, sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nin 87/1-c maddesinin de uygulama maddesi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, aralarında önceye dayalı husumet bulunan taraflar arasında, ilk kimin ateş ettiği tespit edilemeyen şekilde başlayan karşılıklı silahlı çatışmanın yaşandığı olayda, haksız tahrik hükümleri uygulanırken, hangi tarafın başlattığı kesin olarak tespit edilemeyen silahlı çatışma nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinin uygulanması sırasında, TCK’nin 3. maddesinde belirtilen cezada orantılılık ilkesi de gözetilerek makul bir düzeyde indirim yapılması gerekirken, yazılı şekilde asgari oranda indirim uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.10.2021 gününde üye …’ın eylemin öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğu yönündeki karşı oyu nedeniyle oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Tüm dosya kapsamına göre;
Akraba olan taraflardan, sanıkların babalarının 2011 yılında katılanların akrabaları tarafından öldürülmesi nedeniyle iki taraf arasında husumet başladığı, bu husumetin zamanla derinleşmesi nedeniyle her iki tarafında dışarıda silahlı olarak dolaşmaya başladığı, olay günü sanıkların su dinamosunun arızasına bakmak için
Peteklik mevkiine gittikleri, sanık Muhammed’in arızaya bakmak için dinamonun bulunduğu kulübeye girdiği sanık …’in ise tüfekle dışarıda beklediği, bu arada bahçelerine gelen suyun kesildiğini gören katılanların bu nedeni araştırmak için araçla aynı yere doğru geldikleri sırada sanık …’i silahlı olarak görmeleri üzerine kendilerine pusu kurulduğunu zannederek hemen aracı durdurup araçtaki tüfeği alarak indikleri ve aracı kendilerine siper yaptıkları, sanık …’in de katılanları farkedip kendilerini vurmak için geldiklerini düşünerek tüfekle pozisyon aldığı, hangi tarafın başlattığı anlaşılamayan şekilde silahlı çatışmaya girdikleri iki tarafında birbirine çok sayıda ateş ettiği, katılan …’un başına aldığı isabet sonucu hayati tehlike geçirecek, 1. derece kemik kırığı oluşacak ve sabit iz kalacak şekilde yaralandığı, daha sonra silah seslerini duyup olay yerine gelen iki tarafın akrabaları sayesinde çatışmanın sona erdiği anlaşılmıştır.
Sayın çoğunluk kasten yaralamadan kurulan hükmün vasıf yönünden isabetli olduğuna karar vermiş ise de bu karara katılmıyorum şöyle ki;
Kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçları bakımından ayırım yapılırken dairemizinin yerleşik içtihatlarına göre aranan kriterler somut olaya uygulandığında,
-Husumet: Sanıkların babalarının katılanların akrabaları tarafından öldürülmesi nedeniyle derin bir husumet mevcut olup tarafların köyde silahla dolaşmaları husumetin boyutunu ortaya koymaktadır. Husumetin öldürmeyi gerektirecek ciddiyette olduğu tartışmasızdır.
-Elverişli Vasıta: Sanık …’in kullandığı silahın av tüfeği olduğu gerek katılanda meydana yaralanmanın niteliği ve gerekse araçta meydana gelen hasarlar göz önüne alındığında uygun fişek ve saçmaların kullanıldığı mesafenin oldukça etkili olduğu anlaşılmaktadır.
-Hedef alınan bölge: Olay yeri fotoğrafları incelendiğinde arada görüşü engelleyen herhangi bir yapı ya da cisim bulunmadığı, mağdurların açık hedef halinde oldukları ve can havliyle geldikleri aracı kendilerine siper ettikleri araçtaki isabet yerleri ve mağdurun kafasından vurulmuş olması dikkate alındığında atışların tamamının mağdurlar hedef alınarak yapıldığı anlaşılmaktadır.
-Atış sayısı: Olay yerindeki boş fişeklere göre sanığın en az 5 el ateş ettiği ve atışların tamamının katılana ve aracına isabet ettiği anlaşılmıştır.
-Yaranın niteliği: Katılanın en hayati bölge olan baş bölgesinden hayati tehlike geçirdiği ağır derecede yaralandığı raporlarla sabittir.
-Eyleme kendiliğinden son verme: Sanığın eylemine kendiliğinden son vermediği, çatışmanın dakikalarca sürdüğünün anlaşıldığı, aile büyüklerinin gelip araya girdiği ana kadar hedef alarak ateş etmeye devam ettiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu bu nedenle TCK’nin 81/1, 35. maddeleri gereğince cezalandırılması ve hükmün bu yönüyle de bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun kararına muhalefet ediyorum.