YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2822
KARAR NO : 2021/8803
KARAR TARİHİ : 19.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte belge kullanma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, Beraat
A)Sanıklar hakkında ”2008 takvim yılında sahte belge kullanma” suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık …’ın ve sanıklar müdafisinin, sanık … hakkında ”2007 takvim yılında sahte belge kullanma” suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
Sanıklara yüklenen “2008 takvim yılında sahte belge kullanma” ve sanık …’a yüklenen ”2007 takvim yılında sahte belge kullanma” suçlarının Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanıklar müdafisi, sanık … ile katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B)Sanıklar hakkında ”2009 takvim yılında sahte belge kullanma” suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafisinin ve sanık …’ın temyizlerinin incelenmesinde;
1) Aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların ayrı müdafiler tarafından savunulması gerektiği gözetilmeden, aynı avukatın her iki sanık müdafisi olarak oturumlara katılıp savunma yapması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38 ve 5271 sayılı CMK’nin 152. maddelerine aykırı davranılması,
2) Sanıklar hakkında ”2009 takvim yılında sahte fatura kullanma” suçundan açılan kamu davasında; sanıkların savunmasında, suça konu faturaların gerçek bir ticari ilişkiye dayandığını beyan etmeleri karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
a)Faturaları düzenleyen mükellefler hakkında ilgili takvim yılında sahte fatura düzenleme suçundan dava açılıp açılmadığının araştırılması; dava açılmış ise dosyaların getirtilerek incelenmesi ve ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
b)Gerektiğinde, faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi için; faturaları düzenleyen mükellefe ait mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyelerinin, teslim ve tesellüm belgelerinin, bedelinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun ve kanıtlama yeterliliği olan banka hesaplarının ve kasa mevcuduyla uyumlu geçerli belgeler ile faturaları düzenleyen mükellefin yeterli mal girişi veya üretimi olup olmadığına ilişkin belgelerin getirtilmesi, faturaları düzenleyen mükellef ile kullanan mükellefin ticari defter ve belgeleri üzerinde karşılıklı bilirkişi incelemesi yaptırılması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
3))Kabule göre de;
a) 213 sayılı VUK’nin 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaaya uygun olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2013 tarihli ve 2013/22627 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında, “2009 takvim yılında sahte fatura düzenleme ve kullanma” suçlarından kamu davası açıldığı, “sahte fatura kullanma” ve “sahte fatura düzenleme” suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeden, hükmün gerekçesinde sanığın sahte fatura kullanmak suçunu işlediği kabul edilmesine karşın hüküm fıkrasında “işlediği iddia olunan sahte fatura düzenlemek suçu yönünden, üzerine atılı sahte fatura kullanmak suçu sabit görüldüğünden” denilmek suretiyle hükmün karıştırılması,
b)Suça konu faturaların kurumlar vergisi indiriminde de kullanılmaları nedeniyle kullanılan son fatura tarihine göre “26.04.2010” olması gereken suç tarihinin, gerekçeli karar başlığında “2009”şeklinde yanlış yazılması yasaya aykırı,
c)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafisinin ve sanık …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.