YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10418
KARAR NO : 2021/16203
KARAR TARİHİ : 21.10.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Sanık … hakkında katılan …’na yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde,
Sanık hakkında 22/08/2013 tarihli iddianame ile yalnızca katılan …’na yönelik tefecilik suçundan dava açıldığı ve katılanın aşamalardaki beyanlarına göre faizle para alma olayının bir kez Mayıs 2009 yılında olduğu, böylece suç tarihinin 2009 yılı Mayıs ayı olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığa yüklenen tefecilik suçu için 5327 sayılı TCK’nın 241. maddesinde öngörülen cezanın miktarı ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e maddesinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 2009 yılı Mayıs ayından temyiz inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sebebi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının anılan suç yönünden zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2- Sanık … hakkında katılan …’na yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde,
Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK’nın 109/3-b bendiyle de uygulama yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında katılan …’na yönelik nitelikli yağma suçundan verilen beraat kararı ile silahla tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde ise,
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
Ancak;
Oluş ve dosya kapsamına göre, katılan …’nun aşamalardaki ifadelerinde özetle, “.. … ile birlikte paraya ihtiyaçları nedeniyle 2009 yılı Mayıs ayında sanık …’dan aylık %15 oranında faiz ile 5.000 Euro parayı ortak şekilde aldıkları, iki adet açık bonoyu kendisinin imzaladığını, …’ın payına düşen borcuna karşılık sanık …’a 13.000 TL ödediği, kendisinin ise 2011 yılı Nisan ayına kadar farklı tarihlerde yaptığı ödemeler ile birlikte sanığa yaklaşık 75.000 TL ödediklerini ancak senetlerini alamadıklarını..sanığın kendisine yaptığı ödemelerin faize gittiğini ana paranın kaldığını söyleyip ödeme yapmasını istemesi ayrıca senetlerle ilgili 6.10.2010 tarihinde icra takibi başlatarak taşınmazlarına haciz koydurması üzerine katılanın 19.10.2010 tarihinde menfi tespit davası açtığı, 2011 yılı Marta ayı içerisinde katılanın ve tanık …’nın çay ocağında oturdukları sırada sanık …’nin yanında hakkında beraat kararı verilen sanık … ile birlikte yanlarına gelerek bir şey konuşacağını söyleyip araca bindirmeye çalıştığını binmek istemeyince silah tehdidi ile araca bindirdiği, arkadaşı …’nın da kendisini yalnız bırakmamak için araca bindiği, götürüldüğü boş arazide sanık …’nin tabancayı göğsüne doğrultup “Mahkemede olan davanı geri çekeceksin, yoksa seni ve aileni yok ederim” diyerek tehdit ederek beyaz A-4 kağıda boş şekilde imzasını aldığına” ilişkin kararlı ve tutarlı beyanlarının, tanık …’ın anlatımlarıyla doğrulandığının, ayrıca katılanın … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/411 Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasının da 26.4.2011 tarihinde feragat nedeniyle reddine karar verildiği dikkate alındığında; sanığın eylemleri yönünden katılanın beyanları arasında herhangi bir çelişkinin görülmediği gibi tanık beyanlarında da sanık ile katılan arasında katılanın iftira atmasını gerektir bir ihtilafın tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında; sanığın bütün halinde birden fazla kişiyle birlikte silahla yağma suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, 21.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.