YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15015
KARAR NO : 2021/3618
KARAR TARİHİ : 24.06.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.06.2021 Salı günü davacı vekili Av. … … … geldi, davalı adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Başvuru sahibi (davacı) vekili, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp bakıcı gideri, geçici iş göremezlik tazminatı ile sürekli iş göremezlik tazminatı için fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.100,00 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş ıslah dilekçesi ile talebini 126.847,24 TL’ye yükseltmiştir.
Karşı taraf (davalı) vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 126.847,24 TL sürekli iş göremezlik tazminatının tahsiline, geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasında kaynaklanan bedensel zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını, %15 oranında malul kaldığını, maaşının 4.302 TL olduğunu, aynı işi yapmak için daha fazla efor sarfetmek zorunda kaldığını açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, davacının gelirine ilişkin bordro sunmuştur. Davacının zararının belirlenmesine yönelik olarak alınan aktüer raporunda da bildirilen ücret bordrosundaki gelir esas alınarak davacının sürekli iş göremezlik zararı belirlenmiş, hakem heyetince de bu miktar karara esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nin 54. maddesinin 3. fıkrasında, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zararları, haksız fiil sorumluluğu kapsamında tazmini gereken zararlar arasında düzenlemiştir. Eldeki davada bu düzenleme gereği, davacının davaya konu kazadaki yaralanmasından doğan zararlarının giderilmesi amacı ile benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda talebin kabulüne karar verilmiştir. Ancak eksik inceleme ile karar verilemez.
Çalışma gücünün kısmen kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Somut olayda; karara esas alınan tazminat bilirkişi raporunda, kaza tarihi 2016 yılı olmasına rağmen, 2019 yılı Nisan ayına ait maaş bordrosu tazminata esas alınarak işlemiş dönem zararının tamamının bu miktar üzerinden hesaplandığı görülmektedir. Anılan hesaplama yöntemi hatalıdır. Şöyle ki tazminat hesabı yapılırken davacının kaza tarihinden rapor tarihine kadar geçen süredeki (işlemiş/bilinen dönemdeki) somut gelirinin tespit edilmesi, işlemiş/bilinen dönem hesabının bu veriler doğrultusunda yapılması gerekirken anılan doğrultuda bir araştırma yapılmamış ve tazminata esas alınan gelirin doğruluğu ve devamlılığı tespit edilmeksizin hesaplamaya esas alınmıştır. Oysa dosya kapsamından davacının kaza tarihinde ne iş yaptığı dahi anlaşılamamakta, hatta karara esas alınan ücret bordrosundan da bordro tarihinde ne iş yaptığı anlaşılamamaktadır.
Buna göre, hesaplama yapılırken yapılacak iş, davacının kaza tarihindeki ve kaza tarihinden itibaren hesap tarihine kadar ki her ay gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; diğer bir ifade ile işlemiş dönem hesabında kaza tarihinden itibaren her ay elde edilen gelirin hesap tarihine kadar ay ay olacak şekilde ayrı ayrı hesaplanması, işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin uygulanması hususlarına dikkat edilmelidir.
Bu durumda, hakem heyetince yapılacak iş; öncelikle davacının kaza tarihinde ne iş yaptığının belirlenmesi, ondan sonra işlemiş dönem hesabı açısından; davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar her ay elde ettiği net gelirin belirlenmesi, ondan sonra işleyecek dönem hesabı açısından hesap tarihi itibari ile davacının ne iş yaptığının ve elde ettiği net gelirin daha somut delillerle ispatlanması ve belirlenmesi, ve davacı taraf bir iş verene bağlı olarak çalıştığını bildirerek ücret bordrosu sunduğuna göre sunulan ücret bordrosuna ilişkin iş verenin defterlerinin incelenmesi ve ücret bordrosunun SGK’ya bildirilip bildirilmediği de araştırılarak SGK kayıtları esas alınarak kazancının saptanması; yapılan bu araştırmalardan sonra elde edilecek belgelere göre işlemiş dönem hesabında davacının kaza tarihinden hesap tarihine kadar bilinen gelirlerinin uygulandığı, hesap tarihinden sonraki dönem olan işleyecek dönem için davacının bilinen son gelirin uygulandığı ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar vermekten ibaret olup yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulune uygun şekilde belirlenmesi de önemlidir. Bu nedenle söz konusu belirlemenin çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Bu kapsamda, maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiilin tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak düzenlenen raporda, Erişkinler için Engellilik Hakkında Yönetmelik esas alınarak rapor düzenlenmiştir ancak kaza tarihi itibari ile anılan yönetmelik geçerli değildir. Buna göre, olay tarihi olan 13.08.2016 tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine uygun yeni bir rapor alınarak, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar dikkate alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti tarafından, başvurunun kabulüne ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 12.897,78 TL vekalet ücretine karar verilmiştir.
Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasında vekalet ücretine ilişkin düzenleme getirilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 17. maddesi, 2. fıkrasında da, vekalet ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi lehine vekalet ücretine karar verilirken Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi 2. fıkrası gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nisbi vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1),(2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile itiraz hakem heyeti kararının BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.