Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13760 E. 2021/9544 K. 27.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13760
KARAR NO : 2021/9544
KARAR TARİHİ : 27.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı … vekili, davalı …, davalı …, davalı …, davalı …, davalı … ile davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 187 ada 9, 10, 123 ada 2, 189 ada 4 ve 212 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 2.953,97 m2, 5.140,20 m2, 5.941,90 m2, 162,44 m2 ve 2.891,61 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tutanakta belirtilen payları oranında taraflar adına tespit edilmiştir.
Davacı …, tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 187 ada 9, 10 ve 189 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulüne, taşınmazların kadastro tespitleri ile kadastro komisyon kararlarının iptaline, parsellerin tutanaktaki vasıfları ve yüzölçümleri aynı kalmakla birlikte 8448 hisse kabul edilerek, hükümde gösterilen pay oranlarıyla taraflar adına tapuya kayıt ve tesciline; çekişmeli 123 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın reddine, taşınmazın kadastro tutanağındaki beyanlar hanesinde bulunan ”parsel üzerindeki kargir ev … çocukları … ve …’ lere aittir” muhdesat şerhinin terkinine, üzerindeki kargir binanın davacı …’e ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine şerh düşülmesine ve bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline; çekişmeli 212 ada 2 parsel sayılı taşınmazın hakkındaki davanın reddi ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili, davalı …, davalı …, davalı …, davalı …, davalı … ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 187 ada 9, 10 ve 189 ada 4 parsel sayılı taşınmazların Ocak 1986 tarihli ve 1, 4, 7 ve 11 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldıkları, 123 ada 2 ve 212 ada 2 parsel sayılı taşınmazların ise davacı tarafın dayandığı Ocak 01.09.1986 tarihli ve 2, 3, 5, 8, 9, 12, 13 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığı, dava konusu 123 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin …’e ait olduğu, davacı tarafın, tarafların murisi …’ın terekesinin ne şekilde taksim edildiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, davacı …, dava konusu taşınmazların tarafların kök murisi …’den 192 hisse olarak babası … ile amcasına intikal ettiğini, kadastro tespitinden önce 192 hissenin 97 hissesinin tapuda yapılan devirlerle kendisi ile kardeşleri …, … ve … adına tescil edildiğini, 192 hissenin 12 hissesini kendisi ile kardeşi …’in amcalarından satın aldığını, bakiye kalan 83 hissenin ise murisleri … adına kayıtlı olduğunu, ancak kadastro tespiti yapılırken, dava konusu taşınmazların tamamının 192 hisse itibariyle murisleri …’a ait olduğu kabul edilerek …’ın tüm mirasçılarına 192 hisse üzerinden miras paylarının verildiğini, ayrıca dava konusu 187 ada 10 parsel üzerindeki evin murisleri … ait olduğunı ve 123 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki evin babası … tarafından sağlığında verilen izinle kendisi tarafından yapıldığını iddia etmiştir. Davalı … ve … ise, murisleri … hayatta iken 1979 yılında paylaşım yapıldığını savunmuşlardır. Bu haliyle taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının dayandığı tapu kayıtlarının taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, muris …’ın mallarının sağlığında paylaşılıp paylaşılmadığı ve taşınmazlar üzerindeki muhdesatların kim tarafından ve ne zaman yapıldığı noktasında toplanmaktadır. Ne var ki Mahkemece, anılan hususlar hakkında yeterli araştırma yapılmamış, dinlenen mahalli ve tespit bilirkişi ile tanıkların beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden, soyut nitelikteki ve birbiri ile çelişen beyanları ile yetinilerek hüküm verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacının dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile varsa haritası ve çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa tespitlerine esas alınan tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, tapu kaydının revizyon durumu araştırılmalı, revizyon gördüğü taşınmaz ya da taşınmazlar bulunması halinde bu taşınmazların tespit tutanakları celbedilmeli, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi eşliğinde yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca, davacının dayandığı tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; tapu kaydının taşınmazları kapsaması durumunda dayanak tapu kaydının pay tapusu olduğu dikkate alınmalı, teknik bilirkişiden, tapu kayıtlarının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmazlar yönünü ne okuduğunun belirlendiği ve kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kayıtlarının sınır denetiminin yapıldığı ve kayıtların kapsamlarının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı ve böylelikle taşınmazların ayrı ayrı tümünün ya da bir kısmının tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız tespit edilmeli; yapılacak olan keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazların kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, halen kimin zilyetliğinde olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, nasıl tasarruf edildiği, muris … tarafından sağlığında taşınmazların paylaştırılıp paylaştırılmadığı, bu yönde bir tasarruf yapılmış ise bunun, mülkiyetin devri sonucunu doğuran bağış niteliğinde bir işlem mi olduğu, yoksa yalnızca kullanıma mı yönelik bulunduğu, taşınmazlar üzerindeki muhdesatların kim tarafından ve ne zaman yapıldığı ve kim tarafından kullanıldığı hususları maddi olaylara dayalı olarak sorulmak suretiyle kesin olarak belirlenmeli; bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılarak açıklanmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı … vekili, davalı …, davalı …, davalı …, davalı …, davalı … ve davalı …’in temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 27.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.