Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/3777 E. 2021/4436 K. 13.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3777
KARAR NO : 2021/4436
KARAR TARİHİ : 13.09.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucu davacının % 16,2 oranında malul kaldığını ve 6 aylık geçici işgöremezliğe uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000,00 TL. maluliyet tazminatının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 29.03.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 51.462,88 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davacının kalıcı maluliyeti bulunmadığına ilişkin kesin hüküm bulunduğunu da belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kısmen kabulü ile 49.682,78 TL. tazminatın 26.10.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, müterafik kusur indirimi yapılmayışına ilişkin itiraz UHH yargılaması sırasında ileri sürülmediğinden bu itiraz hakkında hüküm tesisine yer olmadığına ve davalı vekilinin diğer tüm itirazlarının reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından, davacının Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/201 Esas ve 2016/6 Karar sayılı dosyasında alınan ATK 3. İhtisas Kurulu raporuyla davacıda kalıcı maluliyet bulunmadığının saptandığı, ayrıca geçici işgöremezlik süresinin de 3 ay olarak tespit edildiği; anılan mahkeme kararı kesinleştiğinden kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiği savunulmuştur. İtiraz Hakem Heyeti’nce, davalı savunmasında bahsi geçen davadaki kararın kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maluliyetin 20.09.2017 tarihli raporla saptandığı ve bu nedenle de kesin hükümden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davacının tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davaya konu kazadaki yaralanmayla ilgili olarak davacının açtığı Mersin 2. ATM’nin 2011/201 Esas sayılı dosyasında, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’ndan alınan 09.01.2015 tarihli raporda, davacıda oluşan yaralanmanın anatomik ve fonksiyonel araz bırakmadan iyileştiği, kalıcı maluliyet tayinine yer olmadığı ve iyileşme süresinin 3 ay olduğu şeklinde görüş bildirildiği; Hakem Heyeti tarafından karara esas kabul edilen KATÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’nın 20.09.2017 tarihli raporunda ise, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının % 16,2 ve iyileşme süresinin 6 ay olduğu şeklinde tespit yapıldığı görülmektedir. Her iki rapor arasında maluliyet oranları ve iyileşme (geçici işgöremezlik) süresi bakımından fahiş fark bulunmakla birlikte, bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı konusunda yapılmış bir araştırma da yoktur. Davacının açtığı önceki davada verilen kararın eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi ile davalının hukuki durumunun tayini gerektiğinden, maluliyette gelişen durum olup olmadığı sorununun çözülmesi zorunlu hale gelmektedir.
Açıklanan vakıalar karşısında İtiraz Hakem Heyeti’nce; dosyada bulunmayan Mersin 2. ATM’nin 2011/201 Esas sayılı dosyasında alınan ATK 3. İhtisas Kurulu’nun 09.01.2015 tarihli raporunun ve kazadaki yaralanmaya ilişkin davacının tüm tedavilerini (20.09.2017 tarihine kadar olan) gösterir belgelerin temin edilmesinden sonra, davacının dosyaya sunduğu 20.09.2017 tarihli rapor ile 09.01.2015 tarihli rapor arasında maluliyet oranları ile geçici işgöremezlik süreleri bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, raporlar arasındaki bu çelişkinin giderilmesi, Ocak 2015 ve Eylül 2017 tarihleri arasında maluliyette artış olup olmadığı (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı- 2015 ile 2017 yılları arası süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, ATK Genel Kurulu’ndan rapor alınması, maluliyette gelişen durum olduğunun raporla saptanması halinde tazminat talebi için karar verilmesi; maluliyette gelişen durum bulunmadığının saptanması halinde ise, davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nisbi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.