Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2021/2298 E. 2021/16806 K. 02.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2298
KARAR NO : 2021/16806
KARAR TARİHİ : 02.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Nitelikli hırsızlığa teşebbüs, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Mahkemenin gerekçesinde; bir yandan gerçekleşmesi halinde 5271 sayılı CMK’nın 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini gerektiren ve 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen kusurluluğu ortadan kaldıran “hata” haline dayanıp, diğer yandan da sanığın üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, somut delil bulunmadığından bahisle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiğini belirterek çelişki yaratması, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre, o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
1-Katılan ile sanığın aynı mahallede yaşadıkları, sanığın mahallede sürekli alkollü gezen biri olarak bilindiği, olay günü de saat 00:45’de alkol aldıktan sonra kendi evi zannederek katılanın evine girmeye çalıştığı, bu sırada evin giriş kapısının camlarını kırarak 190 TL tutarında zarar oluşmasına neden olduğu, olay sırasında yatak odasında uyuyan katılanın giriş kapısına vurulduğunu duyması üzerine kalktığında giriş kapısının camlarının kırıldığını, kıran şahsın içeriye girmeye çalıştığını duyduğu, katılanın yatak odasının camından atladığı sırada yüzünü göremediği şahsın sol kolundan tutmaya çalıştığını beyan ettiği, olay yeri inceleme raporuna göre evin odalarında dağınıklık ve karışıklık olmadığı, evdeki tüldeki leke ile katılanın olay günü üzerinde bulunan fanilanın sol kol uç kısmındaki lekenin sanığa ait kan lekesi olduğunun Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapor ile tespit edildiği, tanıklar … ve …’nın beyanlarına göre, olaydan birkaç saat sonra tanık …’ın fırınına giden sanığın sağ elinin üzerinde sürtünme izi ve kanama, sağ kaşı üzerinde kanama ve kıyafetlerinde kan lekeleri olduğunu gördükleri, katılanın damadı olan tanık …’ın katılanın evinde yapılan incelemede de kan izleri bulunması üzerine sanıktan şüphelendiği, bunun üzerine yakalanan sanığın ATK’dan rapor alınmadan önce alınan ilk ifadesinde olay günü sabaha kadar alkol aldığını, gazinodan tanımadığı taksicinin kendisini evine getirdiğini, önce …’a ait ekmek fırınına gittiğini, daha sonra evine gittiğini, katılanın evine girmediğini, yaralanmaların olaydan önce ve gazinoda yere düşmesi sonucu meydana geldiğini beyan ettiği, ATK raporuna göre kan lekelerinin kendisine ait olduğunun tespitinden sonra kovuşturma aşamasında alınan savunmasında ise olay günü aşırı alkollü olmasından dolayı yanlışlıkla kendi evi zannederek birkaç kez evin kapısına vurduğunu, hırsızlık kastıyla hareket etmediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın üzerine atılı ve uzlaşma kapsamında olan konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan ve yetersiz gerekçe ile beraatine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-Mahkemenin gerekçesinde; bir yandan gerçekleşmesi halinde 5271 sayılı CMK’nın 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini gerektiren ve 5237 sayılı TCK’nın 30. maddesinde düzenlenen kusurluluğu ortadan kaldıran “hata” haline dayanıp, diğer yandan da sanığın üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, somut delil bulunmadığından bahisle CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiğini belirterek çelişki yaratması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer ve üst Cumhuriyet Savcılarının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 02.11.2011 gününde oy birliğiyle karar verildi.