YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/28884
KARAR NO : 2021/8256
KARAR TARİHİ : 12.10.2021
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanığın, suça konu sahte olan 30.09.2009 keşide tarihli ve 4.750 TL bedelli çek ile 30.11.2009 keşide tarihli ve 2.100 TL bedelli çeki aralarındaki ticari ilişki nedeniyle katılan …’e kargo yoluyla gönderdiği, bu şekilde zincirleme biçimde banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia ve kabul olunduğu kamu davasında;
A) Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
İncelenen dosya kapsamından katılanın soruşturma aşamasında C.savcısı tarafından alınan 18.05.2012 tarihli beyanında, sanığın suça konu çekleri soruşturmaya konu olmayan başka bir çekle birlikte kargo ile gönderdiğini, çekleri … İlçesi … Mahallesindeki iş yerinde teslim aldığını beyan ettiği, yine, suça konu olan çeklerden 30.09.2009 keşide tarihli ve 4.750 TL bedelli çek ile ilgili olarak kolluk tarafından tanık sıfatıyla alınan 04.03.2010 tarihli beyanında, söz konusu çeki sanıktan triko kazak vererek aldığını ve kendisinin de … İpliğe verdiğini beyan ettiği, … Ticaret ve Sanayi A.Ş. yetkilileri tarafından örnekleri dosyaya sunulan çek giriş bordrosuna göre suça konu 30.09.2009 keşide tarihli ve 4.750 TL bedelli çekin 01.04.2009 tarihinde … Ticaret ve Sanayi A.Ş.ne teslim edildiğinin anlaşılması karşısında, en aleyhe kabulle suç tarihinin “01.04.2009” olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, 01.04.2009 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
B) Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
1) Katılanın gerek soruşturma ve gerekse kovuşturma aşamalarında alınan beyanlarında, tekstil imalatı işiyle uğraştığını, sanık ile aralarında ticari ilişki olduğunu, kendisine mal sattığını ve bu nedenle çek alıp mallar verdiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi bakımından; katılan … ile sanığın ayrıntılı şekilde beyanlarının yeniden alınarak, suça konu çeklerin katılana önceden doğan borç nedeniyle mi, yoksa hukuki ilişki sırasında mı verildiği hususunun sorularak tespit edilmesi, akabinde hukuki ilişkiye dair belge ve kayıtlar var ise bunlar temin edilerek incelenmesi, onaylı suretlerinin dosya içine konulması ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2) Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda; sanık hakkında hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, ayrıca ve açıkça bir gerekçenin gösterilmediği somut olayda, TCK’nin 158/son maddesinin uygulanmasına esas menfaat miktarının suça konu çeklerin toplamı olan 6.850 TL’ye uygun olacak şekilde adli para cezası gün sayısı belirlenerek sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılarak sanık hakkında fazla adli para cezası tayini,
b) 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra davaya konu edilen suçun işlenmesi gerekmekte olup incelenen dosyada sanığın tekerrüre esas alınan Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2009 tarih ve 2007/146-2009/52 E-K sayılı ilamının 29.05.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, bu hükmün tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
c) TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 12.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.