YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1262
KARAR NO : 2021/9257
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : …2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2018 tarih
ve 2017/72 – 2018/103 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, Silahlı terör
örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne bilerek ve
isteyerek yardım etme
Sanık … için; 03.06.2016,
Sanıklar …, …, …
…, …, …,…
… …, … için; 03.08.2016,
Sanık … için; 05.09.2016,
Sanık … için; 27.03.2017
Hüküm : 1-Sanıklar …, …, …
…, …, …, … …, …, …
… ve … hakkında İlk Derece Mahkemesi
kararının kaldırılarak, TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri ile TCK’nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,
2-Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesi
kararının kaldırılarak, TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddeleri ile TCK’nın 62/1, 53/1-2-3,58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet,
3-Sanık … hakkında İlk Derece
Mahkemesi kararının kaldırılarak CMK’nın 223/2-e
maddesi uyarınca beraat
Temyiz edenler : Sanıklar …, …, sanıklar
müdafileri, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet
savcısı
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Sanıklar … ve … müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
1- Sanık … yönünden:
İstinaf mahkemelerinin sisteme dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucunun, hem maddi olay hem de hukuki denetim yapacak olan istinaf başvurusunda sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken (5271 sayılı yasa CMK madde 273/4), incelemesi hukuki denetimle sınırlı (CMK madde 294/2) olan temyiz yolunda mülga 1412 sayılı CMUK’tan (madde 305) da farklı şekilde, resen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde/layihasında temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini/temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu (CMK madde 294/1) şart koşmuş ve temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi durumunda, tıpkı başvurunun süresi içinde yapılmaması, hükmün temyiz edilemez olması ya da temyiz edenin buna hakkı bulunmaması hallerinde olduğu gibi usulüne uygun açılmış bir temyiz davasından bahsedilemeyeceğinden temyiz isteminin reddedilmesini (CMK madde 298) emretmiş (F.Yenisey-A.Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 923, Centel-Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 826, C.Şahin-N.Göktürk Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 278) olmasına, anılan kanunun 289. maddesinin, usulüne uygun açılmış bir temyiz davasının “sınırlı inceleme ilkesinin” bir istisnasını teşkil etmesine (F.Yenisey-A.Nuhoğlu, age sh. 905), şartları ve usulü açık bir şekilde ortaya konulmak şartıyla (AİHM Galstyan/Ermenistan Başvuru no: 26986/03, 15.01.2007 t.) öngörülen usul şartlarına uyulmaması sebebiyle kanun yolu başvurusunun
reddedilmesinin bu hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağının (AİHM Sjöö/İsveç Başvuru no: 37604/97) da istikrar kazanmış yargısal kararlarla kabul edilmesine nazaran;
Bölge Adliye Mahkemesince tefhim edilen hükmü sanık müdafiinin 20.05.2019 tarihinde gerekçe göstermeden temyiz ettiği, gerekçeli kararın sanık müdafiine tebliği üzerine sanık veya müdafii tarafından CMK’nın 295/1. maddesinde belirtilen yedi günlük süre içinde temyiz sebeplerini bildirir dilekçe sunulmadığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık … haricindeki sanıklar yönünden temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
2- Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanık …’in eşine ait olabileceği kabul edilen cep telefonunda örgütsel özgülüğü de teknik bilirkişi raporu ile belirlenmeyen Eagle programının yüklü olmasının sanık yönünden delil ya da örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmeyeceğinin ve sanık … hakkında hüküm verildikten sonra gelen ve CMK’nın 217. maddesi gereğince duruşmada okunup tartışılmayan Emrah Zevne’nin beyanlarının kabule esas alınamayacağının gözetilmemesi mevcut delillerin suçun sübutu ve cezanın şahsileştirilmesi için yeterli olduğu değerlendirildiğinden sonuca etkili görülmemiş, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden bir suç olması nedeniyle suç tarihinin sanık …’in yakalandığı tarih olan 03.08.2016 yerine karar başlıklarında hatalı olarak 03.06.2016 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar …, … ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanıklar … ve … hakında verilen mahkumiyet, sanık … hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
a- Sanıklar … ve … yönünden;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 2009/1-85/242 sayılı Kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiği; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanık …’ın soruşturma aşamasındaki “… beni 3-4 yıl önce sohbete davet etti. Bundan 5-6 yıl önce tekstil işi yaparken bir öğrenci göndermişlerdi. Bir öğrenci evinin perdesi eksikmiş, bende bu talebi karşıladım, öğrenciyi gönderdim” şeklindeki beyanları karşısında, Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanıkların aynı avukatlar tarafından savunulması nedeniyle aralarında menfaat çatışmasının oluştuğu gözetilmeden; sanıkların ayrı ayrı müdafiler yerine ortak müdafiiler tarafından savunmalarının yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 152. maddelerine muhalefet edilmesi,
b- Sanık … yönünden;
Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 E ve…sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır. (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olduğu yönünde kesin ve yeterli delil ikame olunamayan, …ilinde esnaf olarak faaliyet gösteren, örgüte müzahir olması sebebi ile KHK ile kapatılan GİŞHAD derneğinin 16.11.2015 tarihine kadar yönetim kurulu yedek üyesi olan ve dernek kapatılana kadar üyeliğini devam ettiren, örgüte müzahir Seyyid Vakkas vakfına üye olan, anılan vakfa 10.05.2014 tarihinde altı adet bilgisayar bağışında bulunan, KHK ile el konulan örgüte müzahir Çağrı Özel Eğitim A.Ş.’de 2006 yılından 2016 yılı nisan ayına kadar ortaklığı bulunan ve örgütsel strateji doğrultusunda 2016 yılının nisan ayında şirket hisselerini diğer dosya sanığı … gibi çifte vatandaş olan Nejat Annakaya’ya devreden, 2012 yılında bir takım örgüt mensupları ile birlikte yurtdışı gezisine katılan sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne bilerek yardım etme suçunu oluşturduğu gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar …, … müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sanıklar … ve … hakkında sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca sanıklar …, … ve … ile ilgili bozma kararı verilmesi karşısında dosyanın öncelikle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.